Mukaddes SARIGÜL

Bu dünyada bir alametimiz var mı? Yakamızda taşıdığımız bir gül, ruhumuzda bir yara , yüzümüzde bir iz?
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir gül gibi, sadece zamanı geldiğinde yapraklarını açar hayat. Her durumu kontrol edemediğimizi, her savaşı kazanamadığımızı fark ettiğimizde tevekkül ve teslimiyet sökün eder. Dalganin aktığı yönde akmak. Kader atının dizginlerinin elimizde olmadığını bilmek. "Niçin oldu?" diye sormak yerine, "Ne oldu ve bu bana ne öğretiyor?" demek. Ben bilmiyo- rum, ben bilme makamında değilim artık, Allah biliyor. Bildiğimizi sandığımız zamanlar bir yanılsamadan ibaretti. Hiçbir zaman tam olarak bilmedik ve bilemeyeceğiz. "Kaderin üzerinde bir kader vardır." Teslimiyet ruhumuzu gaybın bağışlarına açmaktır. "Ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır; tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikâyet etmeyenlere, kendilerini güler yüzle karşılayanlara daha az zalim olurlar," der Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu adlı romanında. Değiştirilemeyeni değiştirmek istiyorsan, kontrol odasından çıkmak istiyorsan, hayat akmıyor ve ruhun itminan bulmuyorsa teslim ol. Gizli bir el, sen geriye çekilip sırtını duvara asladığında, bakarsın hayatı onarır.
Hayatta hiçbir karşılaşma tesadüf değil. Yüz yüze geldiğimiz her insan bize bir şey öğretebilir, bizi mutluluğa veya mutsuzluğa gark edebilir. Bir ilişkiyle tamamlanmak, bütünlenmek istiyoruz. Muhatabımızın bizde eksik olan parçayı yerine koymasını ümit ediyoruz; onunla bütünleşerek kusurlarımızı iyileştirebilmeyi... Oysa tamlık ve bütünlük dışarıdan değil, kendi içimizden gelmeli. Sevdiğimiz bir başkasıyla tamlık arayışı, bizim yetersiz, eksik olduğumuz ve sevgiyi tek başımıza üretemeyeceğimiz düşüncesine yaslanıyor. Sevecek birini aramak yerine, neden kendimizi daha çok sevilmeye değer kılmıyoruz? Almak istediğimizden daha fazlasını vermeye neden talip değiliz? Bir yoldaş ara, bir refiki özle ama bir tarikin de düşünü kur. Yolu düşlemeyene yoldaş nasip olur mu kuzum? Önce sen dünyaya kıymetli bir hediye ol. Karşına seni sukutuha- yale uğratacak insanlar çıkacaktır, belki de onlar senin en büyük öğretmenlerin olacak. Her ilişki ruhumuza tutulmuş bir ayna, kendi zayıflık, keder ve sevincimizi çıplak gözle görmemizi sağlıyor.
Tıpkı taş kütlesinin altında fazlalıkların atılmasıyla açığa çıkan bir heykel gibi, içimizde açığa çıkmayı bekleyen bir hayatı saklarız. Daha çok ekleyerek değil , fazlalıkları atarak özümüze ulaşırız . Her insan büyük bir ruhun tohumunu için de taşır.