Diary of Last Man Existed profil resmi
42 okur puanı
05 Şub 16:41 tarihinde katıldı.
  • Hubris sendromu ve 1000kitap

    Hubris sendromu, kişinin gücü tatması ve olayların mihrağında bulunmasından keyif alması ile başlayan, gücü elinde bulundurmanın artarak devam eden hazzı ile tehlikeli doruklara çıkan, ekseriyetle liderlerde görülen bir kibir rahatsızlığı. "Rahatsızlık" kelimesini nezaketen kullandım zira bir şey bağımlılık haline dönerse haddizatında onun ismi "rahatsızlık" olmaz.

    Bu "rahatsızlık"ın bu siteye yaraşır çeşitli semptomları var:

    1. Görünüm ve imge(imaj her şeydir)kaygısı

    "Okumak" ile ilgili bir sitede dergi kapaklarındakilere benzer profil fotoğrafları koymak; kızlar Afrodit, erkekler de Eros canına yandığım! Değme felsefecilere ya da tasavvuf ehline taş çıkartacak sözleri profilin sol köşesine yazmak; içinden Nietzsche geçmiş Platon güdümlü Evliya görünümlü nefessiz kalmış balonlar sizi! Dikkat edin üfleyen çok olur!

    2. Kendi hükümlerine aşırı güven duyup, başkalarının öneri ve eleştirilerini ise küçümsemek

    En iyi 100 kitap, 1000 kitap v.s listeleri hazırlayıp iletisine yorum yapıp fikrini söyleyen kişilere "Ne yani! Şimdi senin bugüne kadar okuduğun en iyi kitap bu mu?" ve benzeri cevaplar vermek. En rafine zevklere "Ben" sahibim edasıyla 30 sayfalık 200 tane kitap okuyup (veya okuduğunu gösterip) handiyse şiiri parçalamış(bkz. Arthur Rimbaud), edebiyat sıçıyor sanki! Kamusal insan çöküntüsü seni! Nerde bu devlet!

    3. Güç gösterisinde bulunmanın ve zafer kazanmanın çok önemli olduğunu düşünmek, yüceltilmeye bağımlı olmak

    Breh breh breh! Senin maksadın paylaştığın alıntılarını incelemelerini, yorumlarını ve iletilerini geleceğe arşiv misali taşıyıp ne kadar gelişip gelişmediğini görmek, düşüncelerinin hangi cenahtan hangi cenaha kaydığını görmek değil ise okumuşsun evlad ama adam olamamışsın! Senin alıntın benim alıntımdan daha fazla beğeni alınca ne olmuş oluyor? Evde önüne daha fazla yemek mi koyuyorlar? Tuvalette daha az mı sıçıyorsun? İstenmeyen tüylerin uzamayı mı durduruyor? Rakıyı deniz suyuyla mı içebiliyorsun? Doğum yapmak yerine yumurtlamaya mı başlıyorsun? Ornitorenk değilsin sen! Kendine gel!

    Bunları nereden mi biliyorum? Saydıklarımın hepsi var bu bünyede. Bu arada kendi sağ omzuma öpücük kondurmaya bayılıyorum ben. Hep öperim kendimi! Sen de dene! Yukarıda yazdıklarımı unut nasıl olsa hiçbirini sen yapmıyorsun! Döşemeye devam ederdim ben bu yazıyı fakat elim dolu! Kendim söyledim kendim dinledim... Hadi eyvallah...
  • 286 syf.
    ·8 günde
  • Benim annem babam fakirdir. Babamla çok anlaşamam çünkü bana her yaptığı işte Tanrı'yı hatırlatır. Tanrı mevzu ise yaşıma bakmadan bana taş yüreklilikle bir şeyleri benimsetmeye çalışır. Sokakta onun bana böyle davrandığını görenler onunla dalga geçerler; bu beni daha çok sinirlendirir. Yobaz herif! Annemi daha çok severim. Başı nasıl da dik durur; kılığına bakmazsan sanki hiçbir sıkıntımız yok sanırsın. Bana alkol içmemem, kötü arkadaşlar edinmemem, kızları görünce şeytana uymamam konusunda mütemadiyen telkinlerde bulunur. Çok gencim ama artık çalışacağım. Ailemin yüzünü ne kadar az görürsem o kadar iyi. Kanaatkar olmaları canımı sıkıyor.

    Otelde iş buldum bellboy olarak. Üç kuruş kazanınca götüm kalktı. Tuhaf gelebilir belki size fakat yoksul olduğum kadar kibirliyimdir; kendime herkesten ayrı bir varlık gözüyle bakarım. Aileme yardım etmek yerine daha önce şu yobaz herif ve annem yüzünden ertelediğim o tatmadığım zevkleri biraz çekinerek de olsa yaşamayı tercih ettim. Çekindim çünkü beynime inançlarını öyle işlemişler ki ister istemez duraksıyorsun. Ama ne var biliyor musun; bir kere o zevkleri tattım mı ne vicdan kaldı ne de aile! Bütün zevkleri tattım. Zarımdan kurtuldum oh be! İnsanın günah işleme özgürlüğünü elinden almasınlar! Düşünsene; her zevki tadıyorsun ruh da neymiş? Hey yavrum hey! Basit anlatıyorum sen anla diye! Şaka şaka! İstesem de edebiyat parçalayamam da ondan. Başka türlü nasıl yazılır bilmem ki! Cahilim ben ama ondan da çok iradesizim. Piliç gördüğüm zaman dayanamıyorum. Mevzu buysa, kimseyi tanımam. Bir çift göğüse bütün sınır kapılarını açarım. Şimdilik bu aramızda kalsın. Söylemeyi unuttum; bir de ablam var benim. Geçenler de başı büyük belaya girmiş. Annem söyledi. Tabi çalışıyorum ya artık para istiyor benden ablamın sıkıntısını gidermek için. Ne yalan söyliyim hoşlandığım kızın benden istediği iki aylık maaşıma bedel ceketi almak için ablamın sorunu pek gözüme görünmedi. Hak ver bana. Ne yani sen olsan ailenin problemini mi hallederdin? Sonradan anladım oyalıyormuş beni kaltak! Bu şehirden gitme vakti geldi...

    Şansa bak be! Yeni taşındığım şehirde, daha evvel hiç görmediğim zengin amcamla karşılaştım. Babama hiç benzemiyor; hem zengin hem saygın. Bana fabrikalarında iş teklif etti. En alt tabakadan işe başladım ama olsun. Amcamın karısı geçen gün beni evlerine davet etti. Kuzenlerimle tanıştım. Bir tanesi sonradan eve iki kız arkadaşıyla birlikte geldi ki feleğim şaştı... Hem zengin hem şık hem de çok güzeller...  Birine çarpıldım... Beni pek umursamadı ya da bana öyle geldi. Param yoktur ama yakışıklıyımdır. Yine de yakışıklılık kar etmiyor böylelerine öyle değil mi? Paranın güzelliği yüz güzelliğinden önemli neticede. Haa bir de unutmadan kuzenlerimden erkek olanı fabrikada yönetici. Pek hoşlanmıyor benden. Palazlı genç bir horozun yerdeki serçeye bakışı gibi bakıyor bana. Tipimiz birbirine benzese de yan yana gelince ben daha çok ilgi çekiyorum... O yüzden deliriyor! Geçen gün beni yanına çağırdı. Şaşırdım ama mesele benim terfi ettirilmemmiş. Tanrı sizi inandırsın ya da boşverin şimdi tanrıyı beni öyle bir yere koydu ki... Nasıl anlatsam... Siz deyin 100 ben diyeyim 200 memenin arasına düştüm! İlk başta belli edemiyorsun tabi içinden neler geçtiğini ya...Para, güzellikler ve mevkinin benim gibi kaypak, maymun iştahlı bir kişilik üzerinde nasıl etki yaptığını tahmin edersin! Neyse günler geçti. İşçi kızlardan biriyle daha fazla ilgilenmeye başladım. Öyle böyle derken gölün orda gördüm onu. Hislerimi söyledim. Tabikide karşılık gördüm. Tek sorun, kız muhafazakardı. Altından girdim üstünden çıktım; bana aşık oldu. Çok direndi lakin istediğimi verdi bana! Oh bee! Artık her gün, onu ölene kadar bırakmayacağımı söylüyorum... Bu şehre alışmaya başladım. Lakin benim yerim ekabir sosyetenin içi olmalı.

    Hani benim aklımı başından alan zengin kız vardı ya...Artık onunla çok yakınız. Aşık oldum aşık... Bu kızı ölsem de bırakmam! Diğer sevgilimi ihmal etmeye başladım. Ama yine de geceleri yanına gidiyorum. Öyle ihmal etmiyorum canım... Bedensel zevklere karşı karakterim zayıf. Bana geçen gün ne dese beğenirsin; hamileymiş. Bir de utanmadan benimle evlenmek istiyor ahlaksız! Evet, onu baştan çıkarmak için uğraştım. Yine de o kadar namusluysa bana "Hayır" diyemez miydi? Hak ver bana! Bir çözüm bulmalıyım...

    Heyecanlı bölüme tam da gelmiştik halbuki. Sonra ne mi oldu? Bence artık kendimden daha fazla bahsetmeyeyim... Senin aklını alacağım! Yıllardır aynı klasikleri okuyorsun. Bıkmadın mı? Benim gibi karaktersizi az görmüşsündür. Eğer sen kadınsan, beni zaten unutamayacaksın! Yok, eğer erkeksen, sana bugüne kadar öğretilenlerin hepsini unut! Ya da boşverin bunları... Siz önce insan olun! Ruhsal ve bedensel düşkünlüğün doğurduğu etkilerin zengin, fakir, kadın, erkek demeden nelere yol açtığını önünüze sereyim... Vallahi benim suçum değil!!!
  • Hayal gücü aşırı işlek olan kişiler, ruhsal bir baskı altında kaldıkları zamanlarda karşılarına dikilen sorun çok çetin ve karmaşık olup da kendileri yeter derecede güçlü değilseler, akıl dengeleri alabora olmasa da sarsılır, sendeler, çarpılır. Kafa öylesine karışır ve dumanlanır ki, mantıksızlık, çapraşıklık, yanlış ya da yanıltıcı öğüt ve düşünceler başka her şeyden baskın çıkar. Böyle zamanlarda, tepeleyemediği gibi katlanmayı da başaramadığı bir büyük güçlükle cebelleşen irade ve cesaret, sanki tabanları yağlayıp kaçar ve geride yalnızca panik ve geçici de olsa akıl dengesizliği bırakır.
  • Kendini cinsel sınırlandırılmalardan kurtardıkça içe dönen kuşak, İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağıdır; aynı zamanda kamusal alanın en yüksek fiziksel tahribatı yine bu kuşakta ortaya çıkmıştır.
  • Mahrem duygular dünyası sınırlarını yitirmektedir. Mahrem alan, insanların kendileri için alternatif bir karşı denge yarattıkları kamusal dünya tarafından sınırlanmıyor artık. Bu yüzden, güçlü bir kamu yaşamının aşınması, içtenlikle ilgi duyulan mahrem ilişkileri deforme etmektedir. Son dört kuşak boyunca, bu bozulmanın en canlı örneği, kişisel ilişkiler içinde en mahremi olan fiziksel aşkta görüldü.
42 okur puanı
05 Şub 16:41 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 3 kitap

  • Kamusal İnsanın Çöküşü
  • İnsanlık Suçu
  • Mukaddime

Okuduğu kitaplar 340 kitap

  • Hayatın Gerçekleri
  • Bir Savcının Not Defterinden
  • Kıskanmak
  • Cennetin Anahtarları
  • Tersine
  • Yedikuleli Mansur
  • Modernliğin Sıkıntıları
  • Teknopoli
  • Ölümden Beter Yaşamlar
  • Michael Kohlhaas