Efendimiz (S.A.V.) şöyle beyan eder: " Her peygamberin bütün ümmeti için yaptığı duası vardır. Ben de duamı kıyamet gününde ümmetime şefaat etmek için sakladım. "
Cündeb b. Abdullah (ra), Kur'ân hıfzı ile uğraşan gençleri gördüğünde tam anlamıyla memnun olmadı. Bir sahâbi, Kur'ân ile uğraşan gençleri görünce neden memnun olmasın? Şöyle dedi: “Gençler! Biz, Resûlullah'ın (S.A.V.) yanında ergenliğe yürüyen gençlerdik. Allah Resûlü (S.A.V.) bize Kur'ân'dan önce imanı öğretti. Önce imanı öğrendiğimiz için öğrendiğimiz her âyet imanlarımızı artırdı. Siz ise Kur'ân'ı hıfzediyorsunuz ama imanı öğrenmediğiniz için bilginiz artıyor, imanınız artmıyor.”
Abdurrahman b. Ebi Bekir; 21 sene boyunca iman etmedi, 21 sene namaz kılmadı, 21 sene oruç tutmadı, 21 sene kötü alışkanlıklarını devam ettirdi ve bunların hepsinin ızdırabını bir baba olarak Hz. Ebu Bekir çekti. Peki, 21 sene boyunca Hz. Ebu Bekir ne yaptı? Dua dua yakardı ve oğlu için gözyaşı döktü. Ne bir beddua ne bir söz ne de başka bir şey... Sadece şunu biliyoruz: Abdurrahman, Bedir'de müşriklerin safında, babasının karşısında yerini aldı. O gün birkaç kez babasını gördü, babasıyla karşılaşmamak için yolunu değiştirdi. Yıllar sonra Müslüman olduğu zaman: “Baba! Bedir'de seni gördüm ama karşına çıkmadım” deyince Hz. Ebü Bekir: “Eğer o gün ben seni görmüş olsaydım; karşına çıkar, başını uçururdum.” dedi. Bedir'in üzerinden bir sene geçtikten sonraki Uhud Savaşı'nda da Abdurrahman yine müşrik saflarındaydı. Peki, ne zaman iman etti? Mekke'nin fethinden sonra dedesi Ebü Kuhâfe ile birlikte iman etti, iman şerbetini içtikten sonra Hız. Ebu Bekir derin bir nefes aldı. Hz. Ebu Bekir, baba olarak Abdurrahman üzerinden imtihanların en şiddetdisini yaşamıştır.
Bir gün Efendimiz (S.A.V.), Mekke'nin taş kalpli ve kara yüzlü adamlarının sözlü ve fiili saldırılarına uğramıştı. Hz. Fâtıma koşmuş, babasının üzerine saçılan deve işkembesini temizlemeye başlamıştı. O zaman henüz 10-11 yaşlarında olan Fâtıma annemiz, bir taraftan Efendimiz'in (S.A.V.) üstünü temizliyor, bir taraftan da ağlıyordu. Efendimiz (S.A.V.), o anda kızını teselli etme adına gözü yaşlı bir şekilde: “Üzülme kızım! Allah, babanı asla zayi etmeyecektir.” dedi. Bu söz; Hâcer'in, Hatice'nin sözüdür. Ve şimdi bu söz, Efendimiz'in (S.A.V.) dilindedir.