DUA'nın Kapak Resmi
DUA, Mavi Kadar'ı inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu

Kaç gündür kargonun bir an önce gelmesini heyecanla beklediğim kitaptır. Neden mi. Pek kitap okuyanın bulunmadığı, kitap evlerinin iflas edip kapandığı Rize gibi bir şehirden bir Rizeli yazarımız Meyrem KARADENİZ kitap çıkarmış. Ben gururlanmayayımda kim gururlansın. Hemde adıma imzalı. Bu şehirden Başbakanlar hatta Cumhurbaşkanı çıkması bile bir yazar çıkması kadar sevindirmedi beni. Ve benim inadıma kargo kötü hava koşulları ve hafta sonunun araya girmesi nedeniyle geciktikçe gecikti.

Ve nihayet mutlu sona ulaştım. kitabın kapağı öyle güzel ki beyaz bulutların arasında mavi kuşlar uçuyor. sanki evimin penceresinden gökyüzüne bakıyor gibiyim. Kitap tatlı dilli, narin bir kızın çok uğraşarak kavuştuğu aşkını, mavi kadar sevmesini anlatıyor. Ana karakter o kadar etkileyici anlatılmış ki her yönüyle tanımış oldum. Meyrem hanım kitaptaki ben değilim dese de bende onun da Miranaz kadar tatlı ve naif bir insan olduğunu biliyorum. İnsan öyle olmasa böyle güçlü bir karakter yazamaz. Kendinden kopya çekmiştir muhakkak :)

Miranaz'a not: Sen daha iyilerine layıksın güzelim uğraşma şu Denizle dedim ama aşk laftan anlamaz ki

DUA, Kuğulu Park Cinayeti'yi inceledi.
 7 saat önce · Kitabı okudu

Kitap elime geçtiğinde sitedeki incelemelere bakayım biraz fikir edineyim dedim. İnanır mısınız incelemelerin %99'u kitap tanıtım yazısı ve arka kapak kopyasıydı. Yine iş başa düştü ve kendim okuyup kendi incelememi kendim yazayım dedim. Belki benden sonra birisi okumak isterse fikir edinir.

Kitabımız Ankara'da aynı gün işlenen 2 cinayeti konu edinmiş. Yazarının polis ve de Türk olması kitabı ayrı bir keyifli hale getirdi. Bizim insanımızın cinayeti çözme şekli bile bir başka. Arka sokaklar dizisi izler gibiydim. Klasik cinayet romanları gibi bilmece bulmacalı, düşündürücü bir kitap değildi okurken çok güldüm. Biraz edebi yönü eksik olsa da anlatılan karakterler içimizden insanlar olduğu için eğlenceliydi.

DUA, Ev Sahibesi'ni inceledi.
 16 Eki 12:34 · Kitabı okudu · 6 günde

Bugün benim adım Ordinov, ben bugün kilisede gördüğüm Katerina'ya aşık oldum.. Onun gezdiği yollarda geziyor havaya sinen kokusunu içime çekiyorum. Arasıra gökyüzüne bakıyorum. Katerina'nın derin mavi gözleri orada duruyor. Kocası var Katerinanın oda fark etmiş ki ters ters bakıyor. Bir gün çok hasta oldum Katerina'nın kollarındayım. Beni sarıp sarmalayıp iyileştirdi. Oda beni seviyor mu ne. Neyse daha fazla spoiler vermeyeyim. Zaten Dostoyevski okurlarına yazdıklarını içten içe, ilmek ilmek işliyor.
Eleştireceğim tek konu ise Dostoyevski ile değil bizimle ilgili. Konu Dostoyevski Tolstoy vs olunca kilise, din, ayin, mum yakma gibi dini ögeler gayet normal karşılanır. Konu bizim kendi yazarlarımız olunca cami, namaz, oruç, gibi dini öğeler yadırganır. Yobaz, dinci yazar diye yaftalanır. Müslümanlıkta hoşgörü var ama müslümanlarda hoşgörü yok.

DUA, . Başlangıç'ı inceledi.
 14 Eki 17:37 · Kitabı okudu

Yine 1000 kitabın şair ruhlu üyelerinden Mustafa Pektaş ın yazmış olduğu güzel bir şiir kitabını okuma şerefine nail oldum. Hemde adıma imzalı olması okuma zevkimi iki katına çıkarttı.

Daha çok tasavvuf içerikli olmak üzere güzel mesajlar veren bir şiir kitabı. Yazarın ilk kitabı olmasına karşın değindiği konular, derinlik ve bilgi gerektiren konular. Bu bir nevi risk aslında. Aşk üzerine şiirlerde okuyucuyla aranızda bağ kurmanız daha kolay olabilir. Fakat konu evrensel niteliklere ulaştığında bu gereklilik ancak yazarın bilgisiyle ortaya koyduğu dizelerde hissedilebilir ve dizelerde anlamları hissetmek şiirin ruhunu oluşturur. Hem aldığı riskten dolayı, hem de ilk kitabı olmasına rağmen değindiği konulardan dolayı kendisini tebrik etmek gerekir.

DUA, Ela Duygular'ı inceledi.
 12 Eki 13:04 · Kitabı okudu

Şairimiz, sitemizin güzide insanı MAHMUT AKINCI'nın ilk kitabına yazdığım #24547953 yoruma ek olarak Umut kitabında beğendiğim şiirleri daha sonra tekrar okumak istediğim için işaretlenmiştim. Bu kitapta daha çok şiir işaretledim. Zaten kendisinin takipçisi olduğum için şiirler yabancı değildi. Yine aynı güzel şık tasarım, şiirler arası en az şiirler kadar güzel sözler. Artık şiir yazmayacağım diyormuş bence bu kalem tükenmemeli.

DUA, Umut'u inceledi.
 12 Eki 01:19 · Kitabı okudu

Mutluluğu damağında kalmış derbeder bir kalemin ucundan dökülen hüzün dolu şiirler. Ve bu şiirler bazen aşık, bazen hırçın, bazen kaygılı, umudunu aramış ama bulamamış, anne özlemiyle pare pare olup, hasretin kucağında uyumuş ve büyümüş. Duyguların kanayan yüreği, acıtan betimlemelerle kağıda yansımış.

Kitabın iç tasarımını çok beğendiğimi ayrıca belirtmek istedim. Etkileyici, özlü sözlerle iki şiir arası dinlenme molaları verilmiş. Güzeldi.

DUA, Orada Bir Köy Var Uzakta'yı inceledi.
 11 Eki 22:44 · Kitabı okudu

Kitabımız Cumhuriyet döneminde Halkçılık inkilabı neticesinde yapılan yenilikleri çeşitli kaynak belgelerle yorumlayan bir kitap. O dönemde köylüye toprak verilmesiyle ağalık sistemiyle mücadelenin, köy enstitüleri kurularak eğitimde yeni bir devrin başlaması ve köylü, toprak ilişkisinin iktisadi süreci vurgulanıyor. O dönemin edebiyatçılarından olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kemalist, Sabahattin Ali'nin Sosyalist, Memduh Şevket Esendal'ın Halkçı dilde o dönemi anlatan romanlarında konu edindikleri köylü, toprak ilişkilerine dair yorum ve bilgiler bulunuyor. Alanı maliye, iktisat ve türevleri olanlar bir bilgi kaynak kitabıdır. Ve de o dönemi merak eden tarih severler ve tarihçiler için ideal bir kaynaktır.

Büyük görevi başarıyla tamamladım. Söz verdiğim gibi toplam 79 kitabı sitedeki 23 ayrı okura gönderdim. Her pakete 3er 4er kitap koydum. Okumayanlara çok pis beddua edeceğim. Canım çıktı Ptt memurlarıyla kavga bile ettim o derece. Baktılar yetişmiyor bankoya aldılar beni poşetleme etiketleme işine yardım ettim. Nihayetinde bitirdik.

4 tanesi İstanbul, 3 Ankara, 2 Çanakkale, 2 Sivas, Bursa, Erzurum, Tekirdağ, Sakarya, Şırnak, Bilecik, Kütahya, Bitlis, Düzce, Kahramanmaraş, Adana , Muğla olmak üzere sanırım her bölgeye kitap gönderdim. Güvenemediği için adres veremeyip başka bir adres bulacağını söyleyen kişinin hala adres bulamadığı için kitaplarını başkasına gönderdim. Evinize baskına gelmeyeceğim rahat olun. Rastgele seçtiğim 5 kişinin kargo ücretini ödedim gerisi ellerinizden öper.

Kitap biraz sıkıcıydı biraz değil fazla sıkıcı. Mahalle kadınlarının car car dedikodularıyla kafam kazan oldu. Bu kadınlar nasıl bu kadar çok konuşabiliyor anlayamıyorum. Ve Hüseyin Rahmi Gürpınar ın kadın diyaloglarını böyle gerçekçi bir şekilde sentezleyebilmesine hayran kaldım. Ustalıkta bunu gerektirir zaten.

Kitabımızın konusu aşk, evlilik gibi gözükse de konu farklıdır. Kadınlardan intikam almak isteyen İrfan adında bilgili kültürlü bir adam, Halley kuyrukluyıldızının dünyaya çarpacağını ve her şeyin yok olacağını iddia ederek bir sürü kadını korkutarak kandırır. Mahalle birbirine girer. Ama her durumda olduğu gibi kadının fendi daima erkeği yener.

DUA, Acımak'ı inceledi.
09 Eki 15:48 · Kitabı okudu

Havalar bozuk. Günün öğle saatleri olmasına rağmen kara bulutların gölgesi her yeri karartmış bu durum benimde içimi kararttı. Şimdi kendimi acımak romanının baş kahramanı Zehra gibi hissediyorum. Kimselere acımıyorum. Belki bir sandukada bir mektup bulurum ve herkese acımaya başlarım.

Öğretmen Zehra, öğretmen olmasına rağmen katı ve acımasız bir insandır. Acımasız olmasının nedeni ise babasının kendisine ve evin diğer fertlerine çok acımasız davranmasıdır. Öyle çok şahane bir hikaye diyemeyeceğim ancak eski kelimelerin çokluğu, yaşattığı o nostalji nedeniyle okunmalıdır diyorum.

DUA, Kadınlar'ı inceledi.
 07 Eki 23:02 · Kitabı okudu

Yoo Charles Bukowski bu kitabı sen yazmış olamazsın. Bir yanlışlık olmalı. Ben senin bir şiir kitabını ve romanını okumuştum. Onlar ne kadarda güzeldi. Koca günüm senin bu berbat kitabını okumaya çalışmakla geçirdim. Zamanım heba oldu. Bu hak sana helal olmaz bilesin. Dengemi alt üst ettin. Şimdi gördüğüm kadınlara bacağın ne güzel Liza, vücudun ne güzel İris diyesim var. Bunlar en basitleri tabi ki çok cüretkar diyaloglarda mevcut. Kitabın adını Charles Bukowski'nin 50 tonu koysaydın keşke.

Böyle adı sanı duyulmuş ünlü ve büyük bazı yazarlara sanki hissedeceklermiş gibi kitabını beğenmesem bile ayıp olmasın diye zorla okuduğum oluyordu ama üzgünüm Charles sonunu getiremedim. Bizimle değilsin.

Charles Bukowski Kadınlar kitabının tüm kadınlar adına bende yarattığı aşağılık duygular üzerine ilaç gibi gelen kitaptır. Erkeklerin aslında bir hiç olduğunu kanıtlarla açıklamaya çalışan fazla feminist ögeler içeren bir kitaptır. Bu kitabı yalnızca kızlar okusun.

DUA, # Hayat'ı inceledi.
 07 Eki 09:48 · Kitabı okudu

Bu malum şehirde kitap fuarları açılmaz, yazarlar gelmez. Benimde hiç imzalı kitabım olmamıştı. Sevgili yazarımız, değerli hocamız
Halil KALKAN a hiç imzalı kitabım olmadığını söyledim. İnce ruhlu insan sağolsun hemen gönderdi. İlk imzalı kitabıma kavuşmuş oldum. Diğer yazarlarımıza da duyurulur:)

Kitabımız Karadeniz'in müthiş atmosferini içine alan otobiyografik bir roman. Karadeniz'in doğası, insanların yaşayış biçimleri, gelenek görenekleri, kültürünü anlatılıyor. Kitap son 40 45 yılı kapsıyor olsa da özellikle 1980 - 2000 yılları arasındaki Türkiye'nin gelişimi ve değişimine ışık tutmuş çok güzel vurgulamaları olan bir kitap. O senelerde yetişkin olan insanlar kendilerinden çok şeyler bulacaktır. Ayrıca ayetlerle destekli mesajlara da anlatım yönü zengin bir kitap. Adı üstünde hayatın kendisi anlatılıyor.

DUA, Ağıtlar'ı inceledi.
 06 Eki 14:02 · Kitabı okudu

Babamın bir sürü kitabı vardı. Hayır hayır okumazdı. Süs olsun diye bulundururdu. Ne yapacaksın bu kitapları diye sorana kızım büyüyünce okuyacak derdi. Bilinçaltıma kitap okuma zorunluluğunu böyle yerleştirdi. Bu kitapta babamın hiç ellemediği kitaplığında duran kitaplardan biriydi. Ağıt ne demek diye sordum babama. Ağlarken söylenen şarkıya ağıt denir diyerek yaşıma uygun açıklama yapmıştı.

Yıllar sonra o kitabı okudum. İçinde çeşitli insanların yürek acıları yaşarken yani ağlarken söyledikleri şarkılar vardı. Yaşar Kemal en güzel ağıtları bir kitapta toplamış, ağıt yakılan kişilerin hikayelerinden bahsetmiş ve anlamı bilinmeyen kelimelere dairde ufak açıklamalar yapmış. İnsanı yıkan hüzünlendiren o yaşanan acıları yüreklerde hissettiren bir kitap. Yaşar Kemalin doğum gününde böyle bir inceleme yapmak düştü bana. Nur içinde yatıyorsun umarım büyük insan. Kitaptaki tüm ağıtlar senin için bugun tekrar okundu.

Düşündürücü Hikaye
Kadın iki çocuğuyla doktora gider. Doktor bey hamileyim çocuğu doğurmak istemiyorum gerekeni yapın der.
Doktorda nedenini sorar.
Kadın gördüğünüz gibi iki çocuğum var üçüncü çocuk istemiyorum der.
Doktorda ona peki hanımefendi madem üç çocuk istemiyorsunuz yanınızdaki çocuklardan birini öldüreyim sizin açınızda daha kolay olur der.
Kadın hiddetlenir siz nasıl doktorsunuz küçücük bir çocuğu öldürmek istiyorsunuz diye çıkışır.
Doktorda ona sizin buraya geliş amacınız çocuğunuzu öldürmem değil miydi? der.

DUA, İnsan Neyle Yaşar'ı inceledi.
 05 Eki 11:08 · Kitabı okudu

İnsan neyle yaşar? diye sordunuz mu kendinize.

İnsan tabi ki sevgiyle ve tanrı inancıyla yaşar. Kitabımızda bunu kanıtlayan 6 muhteşem hikayeden oluşuyor. Spoiler belki vardır belki yoktur. Ana fikirleri açıklamaya çalıştım.

Birinci hikayemiz İnsan Neyle Yaşar?:
Tanrı katından kovulan bir meleğin, yeryüzündeki insanların sevgisiyle tanrı tarafından affedilmesi;

İkinci hikayemiz Kıvılcımı Söndüremeyen Ateşi Zapt Edemez:
Bir yumurta yüzünden köyün savaş alanına dönmesi ve tanrıya olan inanç sayesinde barışın sağlanması;

Üçüncü hikayemiz Mum:
Zalim bir yöneticiye halkın düşündüğü kötülük ve sonradan tanrı inancı nedeniyle kötülükten vazgeçilmesi nedeniyle kavuşulan mükafatı;

Dördüncü hikayemiz Kızlar Büyüklerden Akıllıymış:
İki kız çocuğunun kavgası yüzünden birbirine giren köy halkının, kızların birbirlerine olan sevgisini görünce gerçeği anlamalarını;

Beşinci hikayemiz İnsana Çok Toprak Gerekir mi?
insanın aç gözlü bir yaratık olduğunu, Dünya malına doymadığını;

Altıncı hikayemiz İlyas:
Yine insan sevgisinin insanın hayatını nasıl olumlu yönde etkilediği anlatılmaktadır.

DUA, Beyinsiz!'i inceledi.
 04 Eki 18:10 · Kitabı okudu

Bu kitabı okumayanların gerçekten bir beyni yok. Hakaret olarak algılayabilirsiniz :) Çalışmayan bir beyin yok demektir. Kitapta beyni hissettiren, beyni çalıştıran çok güzel egzersizler mevcut. Bu egzersizlerle beyninizi nasıl verimli çalıştıracağınızı öğreniyorsunuz.
Beyin yıkıcı davranışların neler olduğunu ve onlardan neden kaçınmamız gerektiğide anlatılıyor. Kitabı okumak isteyenler için e-kitap gönderebilirim.

DUA, bir alıntı ekledi.
04 Eki 13:32 · Kitabı okudu · İnceledi

Önemli Bir Alıntı
Uzun süreli televizyon veya video izleyerek beynini düşük viteste kullanmaya alışırsın. Video ya da televizyon izlerken beyninin sağ lobu pasif kaldığı için, beynin gelişimi yavaşlar.
Bilirsin, az kullanılan ya da kullanılmayan organlar körelir. Beynini gereksiz şeylerle doldurarak farkında olmadan “Beyin Obezitesi” olursun. Bunun sonucunda beynin hantallaşarak, algılaman yavaşlar.

Beyinsiz!, Bahtiyar KürklüBeyinsiz!, Bahtiyar Kürklü
DUA, Hüsn-ü Aşk'ı inceledi.
 03 Eki 19:36 · Kitabı okudu

Kitabımız bir şiir gibi kitabı içinde çok güzel şiirler var ancak biraz zor bir şiir kitabı. Sindire sindire okumak gerekiyor. Bende henüz bitiremedim ama kitap hakkında biraz bilgi vermek istedim.

''Dil hayret-i gamla lal kaldı Galib gibi bi mecal kaldı
Gönderdiğim arz-ı hal kaldı El an bir ihtimal kaldı.''

Böyle bir şiirden, bilmeyenler pek bir şey anlayamaz. Bende pek anlamadım zaten. Bilinen kelimelerle bilinmeyen kelimelere tahmin yürüterek anlamaya çalıştım.

''Gönül gam hayretiyle dilsiz kesildi. Galib gibi mecalsiz kaldı;
Gönderdiğim arzıhale cevap gelmedi. Şimdi bir tek ihtimal kaldı''

Anlamı da böyleymiş. İçinde açıklamaları var ancak keşke şiirin akabinde bu açıklama verilse daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Habire kitabın başında sonunda dolaşmam sonucu biraz kas yaptığım söylenebilir. Kitabın sonunda da mini bir sözlük var sözcük dağarcığını genişletmek isteyenler içini yararlı. Ben kitaba kaldığım yerden devam edeyim. Yeni kelimeler öğretmesi açısından güzel bir kitap.

DUA, Wakefield Papazı'ı inceledi.
 03 Eki 19:35 · Kitabı okudu

Kitabımız biraz nadir bulunan 1700'lü yıllarda yazılan bir roman, abartılı dram ve birazda saçma hikayesi olan bir roman. Spoiler vardır.
Romanımızın kahramanı tanrıya çok bağlı iyi niyetli bir papaz. 6 tane çocuğu var ve her birinin başına türlü felaketler gelir. Papaz yinede tanrıya şükranlarını sunarak duruma isyan etmez. Sonrasında bütün çocukları felaketlerden kurtulur. Ve papaz tanrıya olan inancı yüzünden felaketlerden kurtulduğunu söyler ve roman biter.
Saçma bulduğum yerler ise papazın büyük kızı aslıda ölmemiştir. Papaz kandırılmıştır. Papazın küçük kızı da aslında eşkıyalar tarafından kaçırılmamıştır sevdiği erkek tarafından kendi adamlarına kaçırılması emredilmiş ve sonra eliyle koymuş gibi bulmuş, kahramanlık gösterisi yapmıştır. Papazın oğlunun nişanlısı da aslında başkasıyla evlenmemiş bu da bir oyunmuş. Dinin, tanrıya inancın yaşama etkileri anlatılmış konu güzel ancak bu anlatım böyle devamlı kandırılma üzerine bir kurguyla değilde daha gerçekçi bir kurguyla anlatılsa daha iyi olurdu. Papazda birileri gibi hep kandırılmış.

DUA, Mantık Al-Tayr'ı inceledi.
 03 Eki 10:16 · Kitabı okudu

Bir arkadaşın şiddetli tavsiyesi üzerine okuduğum ilk Feridüddin Attar kitabı. Ancak pek olumlu şeyler yazamayacağım.

İnsanı Allah'a yakınlaştıran, onun kulu olduğuna şükrettiren bir kitap olacağını zannettim. Hikayelerle dini öğütler vermeye çalışılmış ancak ben umduğum tadı ne yazık ki alamadım. Belki de Allah'tan Tanrı diye bahsedilmesi beni böyle bir düşünceye sevk etti. Bazı hikayeler ilk okul seviyesindeydi. İlkokulda da bu tarz hikayeler çok okuduğum için çoğu tanıdık geldi belki de aynılarıydı bilemiyorum. Tasavvuf kitaplarında, daha ağır dilli, daha düşündüren, akıl yürüten kitaplar beklerim. Yani hep o tarz olurdu. Sanırım çevirinin basitliği böyle düşünmeme neden oldu. Mesnevi ile aynı kulvarda yarıştığı söyleniyor bence yanına bile gelemez.
Böyle kıymetli olduğu söylenen eserleri beğenmeyince nedense bende bir vicdan azabı oluşur.

Yeni yetme bir genç kız iken öğretmenlerimin zorla aldırtıp okuttuğu bir genç kızın anılarından, hayatından bahseden günlük tarzı yanılmıyorsam toplamda 12 kitaptan oluşan bir seri. Serranın ortaokul döneminden başlayıp doğurdugu kızının lise çağına gelmesine kadar devam ediyor seri.

Ama Serracım tüm genç kızların hayatı seninki gibi olmuyor. 15 yaşımızda arkadaşlarımızla tatile çıkamıyorduk. İş kuralım diye babaannemiz malını mülkünü satıp bize vermiyordu Başka hiç işi yoktu. Annemiz 16 yaşındayken sevgilimizi eve çay içmeye davet etmiyordu. Ha deyince yurt dışına çıkamıyorduk. Her günümüz kıskanılacak kadar güzel geçmiyordu.

Amacı genç kızlara olumlu mesaj vermek diye anılsa da hiç alakası yok. Şahsen ben çok kıskanırdım. Vay anasını gece sokağa çıkabiliyor. O parti senin bu parti benim geziyor. Konserler sergiler cabası. Anne, baba, nine, dede hemen herkes peşinde pervane kızımızın. Her istediği anında yapılıyor. Aman sakın genç kızlara bu kitapları okutup kıskançlık krizlerine girmelerine ve isyan bayrağını çekmelerine neden olmayın.

Günün Öğüdü
Kurt ile Eşek tartışıyorlarmış.
Kurt: "Çimen yeşildir."
Eşek: "Çimen sarıdır"diye iddiaya tutuşmuşlar.
Anlaşamayınca konuyu orman kralı aslana anlatmışlar.
Aslan, Kurt’a bir ay hapis cezası, Eşek'e de özgürlük kararı vermiş.
Kurt şaşkınlıkla aslana yaklaşmış ve sormuş:
Hakikaten sen çimeni sarı mı görüyorsun?
Aslan: Hayır yeşildir çimen.
Kurt: O halde neden bana 1 ay hapis cezası veriyorsun?
Aslan: Eşekle tartıştığın içindir bu ceza...
Eşşeklerle tartışmanın faydası olmaz. Sarıdır deyip geçin. Siz siz olun laftan anlamayanlara laf anlatmayın.

Çok paylaşımcısınız. Aynı iletinizi, alıntınızı günde 5 kez paylaşıyorsunuz. Allah razı olsun.

DUA, bir alıntı ekledi.
 30 Eyl 14:29

Yıldız Tilbe diyor ki
"Ben yaşadığım değil, özlediğim aşkın şarkısını söylüyo­rum."

Yıldızlar, Can Dündar (Sayfa 68 - Can Yayınları)Yıldızlar, Can Dündar (Sayfa 68 - Can Yayınları)
DUA, Cahillikler Kitabı 2'ı inceledi.
 30 Eyl 12:06 · Kitabı okudu

Acaba hayvanlar konusunda ne türden cahilliklerim varmış diyerek okuduğum daha doğrusu tanıdığım bildiğim 10 15 hayvan hakkında yazılanları okudum. Kitap güzel olsaydı targitrat isimli daha önce duymadığım bir hayvanın özelliklerini de öğrenmek isterdim ancak köpeklerin etobur olduğunu, bazılarının kurtlardan evrimleştiğini, papağanların muhabbeti sevdiğini (vay canına ciddi misin:)) zaten biliyordum. Bu yüzden kitabın tamamını okumaya gerek duymadım.

Bilmediğim bilgilere de rastladım ancak onlarda bilmesem de olurdu diyebileceğim türden bilgilerdi. Hayvanları seven 10 15 yaş grubu için okunabilir bir kitap ama ben beğenmedim. Çok satanlar listesinin çok güzel kitaplar olmadığını öğreneli çok oldu.

DUA, Hıdır Kişisel Gelişiyor'u inceledi.
 29 Eyl 11:05 · Kitabı okudu

Sabah uyandım. Ayılana kadar kahvaltı öncesi hafif bir şeyler okuyayım gözüm açılsın dedim. İsmi de ilginç geldi. Sabah sabahta mizah kitabı okunmaz ki anacım sen ne yapıyorsun dedim kendi kendime.

Madem kitabı açtım bir kaç sayfa okuyayım da arkamdan ağlamasın dedim. Hıdır abimiz memurmuş Çeşitli sebepler yüzünden hak ettiği göreve gelemiyormuş. Bütün düşüncesi orijinal şahin arabası ve şef olmak. Şef olacak mı Arabanın orijinalliği bozulacak mı diye beklerken birde ne göreyim kitap bitti.

Ayılmak mı, bomba gibi oldum bomba. Getirin 13000 küsur sayfalık Artamene ou le Grand Cyrus romanını akşama bitireceğim.





Kitaptan hoşuma giden bir Anektod yazmak istedim.

Adamın biri süpermarkette yarım elma almak istiyor. Tezgahtarla kapışıyorlar, tezgahtar müdürün yanına gidiyor,
“İçeride bir hayvan var. Bu elmanın yarısını almak istiyor” diyor. Bakıyor müdür sessiz; arkasını dönüyor. Bu müşteri arkasında. Adamı görünce
“Bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor” diyor.
Neyse adama veriyorlar elmanın yarısını, adam gidiyor.
Müdür diyor ki “Amma akıllı adammışsın sen. Nerelisin bakayım?”
O da “Brezilyalıyım abi” diyo.
Müdür “Yav ne işin var Türkiye’de, yaşasaydın ya Brezilya’da” deyince, bizimkisi
“Müdürüm, Brezilya’da ya futbolcu olursun ya da hayat kadını. Başka da bir şey olamazsın” diyo.
Müdür “Yalnız benim karım da Brezilyalı” deyince bir sessizlik hüküm sürüyor; bizimki soruyor:
“Abi, yenge hangi takımda oynuyor?”

DUA, Şeytanı Uyandırma'yı inceledi.
26 Eyl 18:39 · Kitabı okudu · Beğendi

Dave Gurney serisinin bu kitabı içimdeki şeytanı bir türlü uyandıramadı. Çok vasat buldum. Hiç heyecan vermedi sıkılmaktan kitabı kemirdim. Beklettim başka kitaplara geçtim yine kürkçü dükkanına döndüm. Yok olmadı. ilk 300 sayfayı boşuna okudum bu 300 sayfayı okumak 5 ayımı aldı. Arada bir yığın kitap bitirdim. Kitap türü polisiye gerilimdi ancak Gurneyin karısı ve oğlundan yoğunca bahsedildi. Hayır gayet hoş betimlemelerde gayet güzel edebi cümlelerle anlatılmış beğendim beğenmesine anca beklenti gerilim olunca insan sıkılıyor.

Neyse kitabın konusuna geçersek. Emekli dedektif Gurney gazeteci bir kıza on senedir çözülemeyen faili meçhul seri cinayetleri konu alan bir TV programı için danışmanlık yapmaktadır. Danışmanlık yaparken yaptığı araştırmalarda bazı ipuçlarını çözmeye çalışarak katili bulur.

Katil bulundu ancak benim bir sürü sorum cevapsız kaldı. Neden çeşitli oyuncaklar kullanıldı, neden sonraki cinayetlerde silah yerine buz kıracağı kullanıldı. Neden neden. Yok işte cevap yok

DUA, Peter Pan Ölmeli'yi inceledi.
26 Eyl 18:38 · Kitabı okudu · Beğendi

Bu serinin ilk kitabında John Verdon ne yazsa okurum diyordum. Artık bu düşüncemi gözden geçirmem lazım.

John'cum benim bildiğim bir yazarın en kötü kitabı ilk kitabı olur zamanla kendini geliştirir. Sen tem tersini yapmışsın evladım. Kitapların baştan iyiyken gitgide kötü katlanılmaz bir hal alıyor. Kendine çeki düzen vermezsen bir daha seni okumam.

DUA, Gezgin Satıcı'ı inceledi.
 26 Eyl 11:33 · Kitabı okudu

Hemen her gün bir inceleme paylaşmama (inanmadıkları için) bazılarını rahatsız edip şikayet etmeleri bir yana, sayısız mesajla her gün bir kitabı nasıl bitiriyorsun diye soranlar oluyor. Tabi ki buna inandıkları için sormadıklarını bende biliyorum. Sonuçta bende bir insanım her gün bir kitap bitirebilecek bir mucizeye sahip değilim. Keşke öyle bir yeteneğim olsaydı. İlerleyen saatlerde 2 inceleme daha paylaşmayı düşünüyorum yani günde 1 değil 3 kitap bitiriyorum dermişim.

Sadece siteyi geç keşfettim ve bu güne kadar okuduğum kitaplara da inceleme yazıyorum.

Kitabımıza gelince kitabımız 20 küçük şirin hikayeden oluşuyor.

Birinci hikayemizde iki yol arkadaşının muhabbeti ve evine davet ettiği arkadaşının, karısının sırrını öğrenmesinden bahsediliyor.

İkinci hikayemizde iki ölü nöbetçisinin ölüyü beklerken yaşadıkları korku dolu komik hikayeleri anlatılıyor.
(çok eski çağlarda ölen kişinin gerçekten öldüğüne emin olmak işin ölü nöbetçileri olurdu. Ölen kişiyi bir hafta beklerlerdi. Yanlışlıkla öldü sanılıp tabutta canlanan veya daha kötüsü mezarda havasızlıktan ölen çok insan ölünce böyle bir yönteme başvuruldu.

üçüncü hikayemizde her daim kavga eden yaşlı karı kocanın ilginç ve komik bir olay sonucu yeniden birbirlerine olan aşklarını hatırlatmalarından bahsediyor.

Dördüncü hikayemizde aynı trenle yolculuk eden düsman ülkeler İngiliz ve Prusya askerlerinin maceraları konu ediniyor.

Beşinci hikayemizi ve devamını kitaptan okuyabilirsiniz.
İnsanı sıkmayan, yormayan basit anlatımlı keyifli bir kitaptır.

DUA, Sabir Efendinin Gelini'yi inceledi.
25 Eyl 13:57 · Kitabı okudu

Kitabınızın yazarı, Araba sevdası kitabının yazarı Recaizade Mahmut Ekremin babasıdır. Oğlu da olabilir emin değilim. Araştırmam lazım.

Kitabımız eski İstanbul'da bir konakta geçiyor. Bilindik Yeşilçam filmi hikayesi. Paris'te eğitim gören Belkıs hanım Sabir Efendi'nin oğluyla evlenir. Konağın bütün kadınları ona düşman olur çünkü evin bütün erkekleri Belkıs hanıma aşık olmuştur. Evin küçük beyinden konağın şoförüne kadar herkesi büyülemiştir. Hatta evin 13 14 yaşındaki oğlu Belkıs hanimin aşkından intihar etmiştir. Hal böyle olunca kocasının elden gidecegi konusunda telaş eden evin diğer gelini bir tuzak kurar ve sonunda tuzağa kendisi düşer.

Dedemin İlginç Hikayesi
Benim güzel dedem. Şu meşhur 60 70'li yılları üniversite eğitimine denk gelen sosyalist öğrenci dedem. Köyde en zeki bendim. 6 senede Üniversiteyi bitirdim bu bile ne kadar zeki olduğumun kanıtıdır diyor. Fazladan mı okudun diyorum yok yani sınıfta kaldıysan bu nasıl bir zekilik. Zekiydim işte diyor. O zamanlar üniversite bitirebilmek büyük zeka işiydi, ben bunu becerdim diyordu. (siyasi olaylar yüzünden üniversiteler kapatılırmış o yüzden bitirmesi uzun sürmüş.)

Gerçektende öyleymiş kendi köyünden üniversiteye giden 3 arkadaşından üniversiteyi yani İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisini tek bitirebilen oymuş. sonra hikayesini anlatmaya başlıyor.

Bir konuşma yaptım epey alkış tezahürat aldım dedi. Sonra madalya beklerken kodese attılar. Annem duydu tabi bana mektup yazdı. Oğlum ne halt yedin oralarda ben tüm topladığım çayın parasını sana yolladım oku adam ol diye. Söyle bana ne yaptın.
Aldım kalemi kağıdı anacım yemin ederim sadece konuştum başka hiç bir suçum yok.
Annemden ikinci bir mektup geldi. Oğlum konuşmak suç olsa bizim Şaziye teyzeyi atarlar mahpusa. Kocası bile dayanamadı konuşmasına alamanyaya kaçtı. Geçen gelen jandarmaya bile iki saat söylendi bir şey olmadı. Sen ne yaptın ki oralara girdin.

Bir kaç gün sonra hakimin karşısındayım. Hakim savunmanı yap oğlum dedi. Bende anlattım.
Anam diyor ki ''konuşmak suç olsa Şaziyeyi yakalarlardı seni niye yakaladılar hapse attılar.'' Bende anama yazacak cevap bulamadım. Siz söyleyin ben anama ne cevap yazayım.
Hakim biraz düşündü. Git ananın yanına konuşmak suç değil de ve elini öp dedi. Böylece kurtuldum.

DUA, Çıplak Deniz Çıplak Ada'yı inceledi.
 23 Eyl 19:45 · Kitabı okudu

O bir Yaşar Kemal o bir romancı o bir üstad. O karakter yaratır. (mecazi anlamda kullandım. Yine dini gerekçelerden dem vurup şikayet etmeyesiniz valla fena olur.) O bu sefer karakter yaratmıyor. Bir dünya yaratıyor. Küçük bir ada. Kendi içimizden kendi insanlarımızın yaşadığı bir ada. Ve bu adayı yaratmak oluşturmak 14 yılını alıyor. Ee kaliteli eserler kolay yazılmıyor.

Anadolu’nun 1915’ten 1925’e kadar geçen on yıl içerisinde, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’ndan nasıl etkilendiğini ve bu acı savaşın yaşattıklarıyla nasıl başa çıkmaya çalıştığını anlatmaktadır.

Kahramanlarımız yokluk acı ve sefalet içinde yeni bir hayata alışmaya başlamıştır. Ve gerçek hayatta yaşamamış olan bu kahramanlarla Poyraz Musayla, Lena Anayla, Adalı Vasiliyle, kedisi Abbas, Melek Hatun ve Kadri Kaptan’la bir bütün olur onlarla güler onlarla ağlar, genç kızlarla kilim dokuyup erkeklerle kahvede sohbet edersiniz. Doğa daha bir canlıdır gözünüzde, pınarın şırıltısı kulağınızda çınlayıp, limon çiçeklerinin kokusu burnunuzu yakar.

İşte Yaşar Kemal bu derece gerçekçi yazar, bu derece zihninizde yaşatır olayları ve bu derece kelimelerle resim çizer.

Mehmet Zana Başkan a ithafen

DUA, Handan'ı inceledi.
 22 Eyl 13:08 · Kitabı okudu

Büyük bir istekle çok kısa zamanda okuyup bitirdiğim ilk üç kitabın yanına yakışmayan serinin son kitabıdır. Handanın hikayesi diğer kitapların birine sıkıştırılabilirdi. Sırf konu uzasın, kitap şekline dönüşsün diye anlamsız olaylar katılmayabilirdi. Serinin iki karakteri vardı onlarında hikayeleri ayrı ayrı kitaplarda anlatılmıştı. Handan benim için bu seride yan karakterdi ve ayrı bir kitaba sığacak kadar hikayesi olmadığından yabancı memleketlerden yiğen ithal edilip onun hikayesine dönüşmüştü. İllede gezi olayları anlatılacaksa farklı bir karakterle seriden bağımsız bir kitap oluşturulabilirdi. Serinin güzelliğini bozmaya hakkın yoktu Ayşe Kulin.

DUA, Dönüş'ü inceledi.
 22 Eyl 13:08 · Kitabı okudu

Kitaptan Ayşe Kulinin üçlemesi diye bahsedilse de aslında seri 4 kitaptır. Final bölümü Handan olsa da asıl final Handan değildir. Seride İlhami, Derya, Bora ve Handanın hikayesi konu edilir.

Serinin üçüncü kitabına gelmişseniz eğer bir spoileri hakettiniz demektir.

Pek spoiler sayılmaz aslında. Derya ilhaminin kızıdır. Handan evli olan ilhamiye, Deryada babasının çalışanı Boraya aşıktır. Ama gizli anlarda yaşanan ilişki bambaşkadır. Bu ilişkinin bitmesi sonucu bambaşka bir hayata karışan ilhamiyi kızı deryanın geri döndürme çabaları anlatılır.

DUA, Bora'nın Kitabı'ı inceledi.
22 Eyl 13:08 · Kitabı okudu

Karakter yorumu:
Ah be Bora sende istemezdin değilmi annenle sınanmayı, hayata darılmayı, ordan oraya savrulmayı, Baba ile kızı arasında sıkışıp kalmayı. Toyluğun ve cesaretine hayran kaldım.

Kitap yorumu:
Ayşe kulin'in biyografiler hariç her kitabını okuyan birisi olarak içlerinde en mükemmel bulduğumdur. İkinci olarak serinin ilk kitabı diyebilirim. Tarzı farklı oluşu sebebiyle sanırım.

DUA, Gizli Anların Yolcusu'yu inceledi.
22 Eyl 13:08 · Kitabı okudu · Beğendi

Kahramanımız daha doğrusu kahramanlarımız iki erkek ve aralarındaki ilişkinin başlangıcı. Bir kadın olarak erkeklerin gizli anları, gizli duygu ve düşünceleri çok güzel yazılmış. Ayşe kulinin hiç bir kitabında ben bu serinin ilk iki kitabındaki kadar güzel bir akıcılığa rastlayamadım. Okuyalı iki üç sene olmuştur. Tekrar okumayı düşünmüyor değilim.