Kimsenin kulak vermediğinden emin oluncaya dek bu şekilde sayıklayabileceğini bildiğimden bir kural koydum kendime: Bir şeyi sadece bir kere düşün. Sonra ellerimi usulca kucağıma yerleştirdim. Ay'da yaşıyorum, diye düşündüm, Ay'da sadece bana ait küçük bir evim var.
Öteki insanlar yok olup gittikleri zaman bizler, yani halk, yine yaşamaya devam edeceğiz. Tom, yaşayan halk biziz, onlar bizi yok edemezler. Halk biziz... Biz yaşamaya devam edeceğiz."
"Her zaman da dayak yiyen biziz ama."
Ana gülümsedi. "Biliyorum. Belki de bu, bizi daha sert, daha dayanıklı yapmaya yarıyor. Zenginler türerler ve ölürler, çocukları iyi insanlar olmaz, ölüp giderler. Ama Tom, biz yaşamaya devam ederiz. Korkma Tom. Yepyeni bir çağa giriyoruz."
"Bir daha bunu yapamayız," dedi. "Yemeğimizi başkalarına veremeyiz." Tencereden kazıma sesleri geliyordu. Sonra çocuk yığını dağıldı; çocuklar uzaklaştılar ve dibi kazınmış tencereyi toprağın üstünde bıraktılar. Ana, boş tabaklara baktı. "Hiçbiriniz doymadınız," dedi.
Eğer halk birleşirse, bir önder ortaya çıkar. Çıkması gerekır. Başka türlü olamaz... Yani, sôz söyleyecek bir adam. Bu adam, daha ağzını açar açmaz onu yakaladıkları gibi kodese atarlar. Başka biri daha çıkarsa, onu da kodese atarlar.
"Eh, ne olur, kodeste aç kalmaz ya!" dedi.
"Iyi ama, çocukları aç kalır. Sen içeride keyif çatarken çocuklarının açlıktan ölmesine gönlüm razı olur mu?"