insan bağışlayıp bağışlamadığını nasıl bilir? olay karşısında öfke duymak yerine kederlenmek o kişiye kızmak yerine onun için üzülmek eğiliminde olursunuz. tüm bunlara ilişkin herhangi bir şey anımsamama eğiliminde olursunuz. işin başında bu kırgınlığa yol açan ıstırabı anlarsınız. ortamın dışında kalmayı yeğlersiniz. bir şey beklemezsiniz. bir şey istemezsiniz. bileğinize dolanıp sizi oradan oraya sürükleyen bir kement yoktur. gitmekte özgürsünüzdür. 'bundan böyle hep mutlu yaşadılar' ile sonlanmasa da bu günden itibaren sizi illaki bekleyen taptaze bir 'bir varmış bir yokmuş' duygusuna kapılırsınız.
Çocuklarını istismar eden ana babalara yalnızca katı denildiği; iliklerine kadar sömürülen kadınların ruhsal yaralanmalarına sinir krizi adı verildiği; sımsıkı korselere sokulan, sımsıkı gemlenen ve sımsıkı dizginlenen kız ve kadınların edepli, zarif görüldüğü bir zamandı ve hayatın sayılı anlarında yakalarını kurtarmasını beceren diğer kadınlar ise kötü damgası yediler.
Masumiyet Müzesi bir aşk romanı değil!! Bu roman, hatırlamanın insanı nasıl hasta edebileceğini anlatıyor. Kemal’in sorunu Füsun’u kaybetmesi değil, geçmişi bırakamamasıdır. Kemal çoğu zaman büyük aşkın kahramanı gibi okunur. Oysa Kemal romantik değil; kontrolcü bir figürdür. Belki de mesele büyük bir aşk değil, büyütülmüş bir egodur.Bu hikayede yanan Sibel oldu,Kemal’in değişeceğini umarak..
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma