Aşk yavaş yavaş ilerleyen bir zehirdi, sinsi bir yalancıydı, dünyanın sefilliğinin üstüne kapatılan bir örtüydü, yapışkandı, hazmı zordu, insanın hiç olmadığı şey olarak görünebildiği bir aynaydı, çoktandır mevcut olmayan umudu dağıtan bir hayaletti, insanın sığındığını sandığı ama sonunda karşısında yalnızca kendisini bulduğu gizli bir yerdi, başka bir aşka dair belli belirsiz bir anıydı, sonunda bir son darbe olduğu belli olan bir kurtuluş imkanıydı, kazananı olmayan bir savaştı, insanın elini kestiği cam kırıklarının ortasında duran bir mücevherdi; evet, Brilka, o zamanlar aşk bunların hepsiydi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Sürgünlüğün, somut ve ruhsal sürgünlüğün belki de en trajik yanı, insanın her şeyin içyüzünü anlamaya başlaması, hiçbir şeyi olduğundan daha iyi görememesi, kendini olduğu gibi kabul etmek zorunda kalmasıydı. Ne geçmişte olduğun ne de gelecekte olmayı umduğun kişiliğin bir anlamı vardı”
... Dünyada pek çok varis bıraktı.
Sanırım mezarına bir telefon bağlandı
Ve buradan birisine emirler veriyor...
Hayır, o ölmedi.
Ölümün tashih edilebileceğini düşünüyor.