-..."İnsanlar bütünsel varlıklar değildir." der Freud. Parçalara bölünmüştür ve bu parçalar genellikle birbiriyle çatışma halindedir. Bilinçaltını üç bölümde inceler. En altta yer alan bölüme İD der. İD arzuların toplandığı yerdir. Şımarık, henüz çok küçük, sürekli tutturan bir çocuk gibidir. İstekleri hiç bitmez. En üstte yer alan vicdan ya da SÜPEREGO ise bu arzulara genellikle hep karşı çıkar ve onu cezalandırır. Çünkü bu bölüm bizler büyüdükçe, içinde yaşadığımız toplum uygarlaştıkça, yasalar yürürlüğe girdikçe, din kabul gördükçe bize sürekli neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyler. Eli sopalı bir anne-babaya benzer SÜPEREGO. Her şeye kızar senin anlayacağın.
..........
-...Ben ya da EGO ise ikisi arasında sıkışır kalır. Bir yandan insanın bitmek tükenmek bilmeyen arzuları, bir yandan ona sürekli "dur" diyen, sadece yaptıkları için değil, düşündükleri için bile onu cezalandıran vicdanı arasında ne yapacağını şaşırır. Asıl işi bu ikisini uzlaştırabilmek ve huzura kavuşturabilmektir ama bunu yapmak bizler için o kadar da kolay değildir.
"...Belki bundan çok zaman önce dünyamız üzerinde bizim gibi ya da bizlerden çok ileri uygarlıklar yaşadı ve hepsi bir şekilde yok oldu. Elimizde geçmişten geleceğe mesaj olabilecek dinozor fosilleri gibi net kanıtlar olmadığından defalarca buz devri ve felaketler yaşamış dünyamızın üzerindeki yaşanmış hayatlarla ilgili ancak tahminlerde bulunabilecekler. Tabii günün birinde içimizden biri taş tabletlere tüm bilgilerimizi kazıyabilir ya da geleceğe mesaj taşımanın bir yolunu bulabilir. Işte o zaman bir şansımız olacaktır. Bunu tüm dünyada sadece ben mi düşünüyorum? Şüphesiz ki hayır!.."
"Yaşamak, burnunu, kulaklarını, gözlerini ve oralarını unutarak yaşaması mümkün mü bizim gibilerin? Ben bütün bu -belki de manâsız- iç sıkıntılarından senin var olduğunu hatırlayarak sıyrılıyorum."