Ebru Vural

Ebru Vural
@Ebrururu
Şehir Plancısı
İstanbul
1990
7 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Türkiye’de eleştiride -yalnızca edebiyat eleştirisinde değil, topluma ya da kültüre yönelik eleştiride de- reflekse dönüşmüş bir yaklaşım var. Bir yokluk tespitiyle, onsuz yapılamayan şu ilk cümleyle başlıyor eleştiri: Bizde felsefe yok, bizde roman yok, bizde trajedi yok, bizde eleştiri yok, bizde birey yok. Demek ki daha baştan karşılaştırmalı bi eleştiri bu. Otoritesini karşılaştırmadan alan, yapıta uygulayacağı eleştirel ölçütü yapıtın kendisinden çok bu karşılaştırmadan türetmiş bir eleştiri. Cümleye başlar başlamaz bir “biz” tanımlıyor bir de “onlar”. Kendini ancak onlarda olan, bizde olmayan bir şeyden söz ederek, daima giderilmez eksikliğe işaret ederek, her şeyden önce nesnesinin yetersizliğini göstererek inandırıcı kılabiliyor. Gücünü, daha ilk cümlede kendini hissettiren bu yukarıdan bakışa borçlu:”Bizde yok, olamaz da!”
Sayfa 101·Kitabı okudu
Eleştiri
Reklam
Hicret anlatılırken, haklı olarak, Ensar'ın faziletleri ve fedakarlıkları sürekli gündeme getirilir. Onların elde ne varsa kardeşleriyle bölüşmesi, Siyer ve İslam tarihi anlatımlarında öne çıkarılır. Ancak şu nokta biraz karanlıkta ve gölgede kalır sürekli: Muhacirler, bütün imkanlarını emirlerine veren Ensar kardeşlerinin bu fedakarlıklarından çok kısa bir süre istifade etmiştir. İlk birkaç hafta veya ay, kendilerini ağırlayan evlerde misafir kalmışlar, ardından kendi hayatlarını kurma yoluna gitmişlerdir. "Seni mirasçım yapayım." diyen bir Ensar'ın bu teklifini kabul eden tek bir muhacir yoktur. Muhacirlerden Abdurrahman bin Avf'ın, sahip olduğu her şeyi kendisiyle paylaşmayı teklif eden Ensar kardeşine söylediği söz meşhurdur: "Malın da ehlin de sana mübarek olsun. Sen bana çarşının yolunu göster!"
Sayfa 52·Kitabı okudu
Hicret
Skandal iki şeye yarar. Birincisi, ölümü canavarca bir ruhun, bir sapkınlığın, bir aşırılığın ifadesi olarak ya da nedeni belirsiz, faili meçhul bir felaket, sıradışı bir ölüm olarak gösterip toplumsal, ruhsal ya da politik içeriğinden arındırır. Trafik kazasını infaz anına, iç savaşı cinayete, açlık grevinde ölümü intihara, yani doğal olmayan bütün ölümleri bir dehşet ekseninde birbirine eşitler. İkincisi, ölümü hayatımızın merkezine taşırken, bizi her gün sıradışı ölüm görüntüleriyle karşı karşıya bırakırken, aslında onu hayatımızın tümüyle dışına atmış olur. Artık o bizim için doğal bir son değil, bir sapmadır.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Addas İbn Arabi’nin doğrudan doğruya felsefe ile münasebetinin olduğuna dair hiçbir veriye rastlanmadığını, hatta kendinden bir önceki nesile mensup İbn Tufeyl’e dahi hiçbir atıfta bulunmadığını belirttikten sonra, felsefeye dair antipatisini, Farabi’nin meşhur el-Medinetü’l Fazila’sındaki bir ibareye şiddetle karşı çıkıp onu “kafir” olmakla suçlayarak ortaya koyduğunu söyler.
Sayfa 150·Kitabı okudu
Sufi Felsefesi
Teorik tasavvuf düşüncesi kıyıda köşede münzevi bir hayat süren zahitlerin, sufilerin değil, esas itibariyle büyük kozmopolit kentlerde yaşayan mutasavvıfların ürünüdür.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Sufism