Winston cebinden bir yirmi beş sent çıkardı. Madeni paranın üstünde de küçük, okunaklı harflerle aynı sloganlar yazılıydı; öbür yanında ise Büyük Birader’in yüzü görülüyordu. Büyük Birader’in gözleri paranı üstünden bile sizi izliyordu. Paraların, pulların, kitap kapaklarının, bayrakların, posterlerin, sigara paketlerinin üstünden... her yerden. Hep sizi izleyen o gözler ve sizi sarıp kuşatan o ses.Uykuda ya da uyanık, çalışırken ya da yemek yerken , içeride ya da dışarıda, banyoda ya da yatakta...kaçış yoktu. Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında hiçbir şey sizin değildi.