Bu kadar basitti. İstiyorsun madem yapacağım. Mutlu olacaksan, seninle geleceğim. Bir yüreğin çatladığı bir an var mıdır? Ama çatlak bir yürek yeterli değildi ve ben bunu bilecek kadar akıllanmıştım. Onu öptüm ve orada bıraktım.
Daha önce uykudaydım. Her şey böyle başladı. Kongreyi katlettiklerinde uyanmadık. Teröristleri suçlayıp anayasayı askıya aldıklarında da uyanmadık. Şimdi uyanığım.
İnsanlar ne kadar kötü durumda olduklarının resmini çizebilsinler diye interneti yaratmıştır devrimciler. Bu, özünde dünyanın en zararlı aracıydı. Denetlenmemiş, filtresiz çeşitlilik, çok bilmişleri oyun dışı bırakır. Kimse diğerlerinden daha iyisini bilmemektedir; kendini kolay anlaşılabilir bir şekilde formüle edenin, güçlü ve karizmatik olanın görüşleri öne çıkar.
Birisi bir iş bulmak zorundaysa ama bunu yapmak istemiyorsa ve bu isteksizliğin nedenini de tam olarak bilmiyorsa bir yasa konulmalı, diye düşünüyor. Mesela insan dünyadaki yerinden emin değilse, kaybolmuşsa, yaşamın ve toplumun yapılarına akıl erdiremiyorsa bir yasa konulmalı. Yalan söylemek serbest olmalı mesela. Yaşamın anlamı yitirildiğinde, acil yalan yasası. Bu yasa çıkar yakında, diye düşünüyordu Doppler. Yasa garanti çıkacak ama muhtemelen onun bundan faydalanması için çok geç olacak.
Bir kozayı kesip açın, orada çürümekte olan bir tırtıl göreceksiniz. Göremeyeceğiniz şey ise şudur: Bu mistik yaratık, yarı tırtıl, yarı kelebek; zihni böylesine işaretler arayanlar için, insan ruhunu sembolize eder. Zira dönüşüm süreci, çürümenin neredeyse tüm aşamalarını kapsar.