Kadin ona baktı. Bakıştılar. Kadın kadını anladı, kadın
kadinı hissetti, kadin kadını sezdi. Zilha, Mesude'nin elini tuttu, hafifçe siktı, gözleriyle tamam işaretii yaptı, sonra
eli yine bebeğin başına götürdü. Odadaki diger kadinlar
bu sessiz töreni izliyorlardi. Dışaridan gelen kömür kokusu.
odadaki kirli çamaşır, kirli giysi kokusuna karışıyordu. İki
kadın tek kelime edemeden her şeyi konuşmuşlardi. Emanet
edenle emanet edilen arasında, iki ana olarak derin bir bag
kurulmuş, sözler verilmiş, yeminler edilmişti.
Denizciler uğura ve uğursuzluğa çok inanır, çünkü o uçsuz bucaksız denizin onlara ne hazırladığı, hangi nimeti vereceği ya da vermeyeceği belli değildir. Denizciler suyun, yelin, bulutun, şimşegin, dalganın çok güçlü, insanınsa aşırı derecede aciz olduğunu bilerek yaşadıkları için doğaya karşı kent insanlarından daha saygılıdırlar.
Kendi yansımasının daimi parlaklığından mest olmuş bir dünyadansa, zaman zaman kısmen özbilinçli canlılar üreten, ışık ole gölgenin iç içe geçtiği bir dünya daha ilgi çekici ve daha yaşanasıdır.
-
-
Buna karşılık, kedi aklı bir ve bütündür. Acı çekilir ve unutulur, sonra yaşama sevinci geri döner. Kediler yaşamlarını sorgulama ihtiyacı duymazlar, zira hayatın yaşamaya değer olduğundan şüpheleri yoktur.