"Zaman öldürmek" diye bir kavram var. Vakit o kadar kıymetsiz değil. Var olmak için hiç de yeterli zamanımız yok. Ama sebep hep aynı: kendinden uzaklaşmak. İnsan kendinden kaçabilmek için hep bir şeylerle uğraşma yolunu bulmuş.
Kuş ağaçtan habersiz, ağaç buluttan. Ve biz insanlar yeryüzünün bütün güzelliklerine sırtımızı çevirmiş, kendi karanlık iç dünyamızın derinliklerine dalmıştık. Hiç sonu gelmeyecek çileli bir arayıştı yaşantımız. Neyi arıyorduk? Kimi arıyorduk? Bu kaybolmuşluğumuz daha ne kadar sürecekti? Bu susuzluğumuz, bu yıkılmışlığımız, bu kahrolmuşluğumuz?