Berlin'de yalnızsınız değil mi ?" dedi.
"Ne gibi ? "
"Yani.. Yalnız işte.. Kimsesiz.. Ruhen yalnız.. Nasıl söyleyeyim.. Öyle bir haliniz var ki.."
"Anlıyorum, anlıyorum.. Tamamen yalnızım.. Ama Berlin'de değil.. Bütün dünyada yalnızım.. Küçükten beri.."
"Ben de yalnızım.." dedi.
Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak:
"Boğulacak kadar yalnızım..''
Acı acı güldüğümü hissettim. İnsanlara olduklarından başka gözlerle bakmakta ısrar edişime içerliyordum. Yirmi dört yaşına geldiğim halde hala çocukluğumun saflığından kurtulamamıştım.