Tek başıma tutunduğum hayatımı sizinle yok edemem
Benden çaldıklarınızı görmezden gelip tekrâr edemem
Ruhlarınız yanımda yok, umrumda değilsiniz hiç bedenen
Varoluşuma isyanıma sizleri dahil edip kirletemem
Kendim hariç her şeyi aydınlatmayla görevlendirmişti beni tanrı. İçimdeki karanlığı bir türlü o ışığa kavuşturamıyordum. Sebepsiz bir burukluk vardı içimde, hani bilirsiniz; durduk yere kalbi kırılır bazen insanın. Benim de aynen öyleydi. Ellerimle tutuyordum kalbimi çünkü defalarca kırılan bir kalp, dökülmeye yüz tutardı.
Kalp kırılınca ölünür, derdi biyoloji hocam. Anasını siktiler kalbimin, hala yaşıyorum! Ölmediğim her gün biraz daha kırılıyorum. Bilirsin... Kırılmak bazen ölümden beter.
Güneşi, adamdır diye sevdikleri tarafından çalınan kadınlar, elbet bir gün aydınlatmak için yakacaktır bu dünyayı. Gökkuşağını en çok içi kapkaranlık olan kadınlar hayal eder çünkü..