Ada diye bir şey yok. Yeterince derine indiğinde her şey birbirine bağlıdır. Zihinlerimiz denizdeki milyonlarca akıntı misali birbirine karışıyor, iç içe geçiyor, birleşiyoruz. Hepimiz farkında olmadan birbirimize akıyoruz. Hamam böceklerinin bile bunda rolü var. Yalnızca bir benlikten, cinsiyetten, yaştan, milliyetten hatta yalnızca bir türden bile ibaret değiliz. Aramızdaki duvarlar hayali. Bize ait olan düşünceler muhteşem ve eşsiz şeyler ama aynı zamanda süregelen aynı spektrumun içindeler. Sevgi, korku, acı, suçluluk hissi, bağışlayıcılık. Bunlar repertuvardaki standartlar. Kendimize göre yorumlamak zorunda olduğumuz şarkılar. Yalnız olduğumuzu sanmamızın nedeni, bu bağlantılara karşı çoğu zaman kör oluşumuz. Ama yaşamak, bir yaşam olmaktır, yaşamın kendisi olmaktır. Yaşam biziz. Sürekli gelişen aynı yaşam. Birbirimize ihtiyacımız var. Buraya birbirimiz için geldik. Yaşamın amacı yaşamaktır. Hayatı bütünüyle yaşamak. Birbirimize iyi bakmak zorundayız. Kendimizi gerçekten derin bir yalnızlık içinde hissettiğimiz an aramızdaki bu bağlantıyı hatırlamak için bişeyler yapmamız gereken andır.