Risale-i Nur toplumsal ve manevi çözülmenin eşiğinde kaleme alınmıştır. Maksadı meseleleri akademik sistematikle çözmek değil, akidevi dağınıklığı toparlamaktır. Bu yüzden ilmî ölçütlere göre değil, hikmete ve ihtiyaç duyan kalbe göre şekillenir. Cumhuriyet sonrası kuruyan zihin ve inanç ikliminde sadece imanı değil, bir aidiyet biçimi olarak Müslümanlığı da korumuştur. Külliyatın kıymeti, teknik değil; tarihseldir, toplumsaldır ve ruhidir. Manevi deneyimin tam ortasından konuşur.