Nursemin Doğan
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
Nursemin Doğan
@Edrn
egitim
Lise
harita
Tekirdağ
dogum-gunu
Uzunköprü
v3_profil_bos
559 okur puanı
gecmis
19 May 2019 tarihinde katıldı
ŞU ANDA OKUDUĞU KİTAP
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
176 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
BENİM KARIM ÇOCUK Büyükler gerçekten daha iyi mi bilirlerdi, yoksa yeni durumlarda yeni şartlar yaratacak kadar cesaretleri olmadığından mı, sonuçları göğüslemek zor olduğundan mı gelenek dışında kararlar almak istemezlerdi? Daha bez bebekleriyle oynayacak çok zamanı olmasına rağmen neden "büyükler daha iyi bildikleri" için büyümek zorundaydı? Zaten hayatının oldukça uzun bir bölümünü "büyük" olarak geçirecek bir insanın çocukluğunun bu kadar erken bitirilmesini büyükler neden isterdi ki? #kitapalıntısı Eserde Bedriye ve Hamdi bey karakterlerinin uzun ve sancılı yaşamı anlatılmış. Eseri isminden dolayı uzun süredir okumaya cesaret edememiştim içeriğinin fazlasıyla üzücü olduğunu düşünerek, ama düşündüğüm gibi olmasa da yine içerisinde acı ve hüzün dolu olaylar yer alıyor. Yazarımızın eseri kısa olmasına rağmen kitabının içerisine koca bir yaşam öyküsü sığdırmıştır. Acılar, hüzünler ve mutluluklarla dolu bir hayat üçgeni... O yıllarda yaşananlara halen kızmaktayım. Kuma konusu başlı başına bir olay zaten... Hamdi karakterine ilk başta o kadar kızgındım ki... Daha on üç yaşında bir kız çocuğunu eş olarak istemesi bile başlı başına kabul edilemeyecek bir olay ve bu tüm toplumun kanayan yarasıdır. Adamın vermezseniz kaçırırım diye tehdit etmesi ve baş komiser olmasından kaynaklanan cesaretle aileyi cevap hakkı vermemesi, aileyi çaresiz bırakması beni üzdü. Ne güzel be, her beğendiğin kızı al gel eve... O kızın duyguları, hisleri yok mu? Henüz çocukluğunu bile yaşamamış masum bir kız çocuğu üstelik. O zamanlarda yaşamayı asla istemezdim. Bedriye arafta kalmış gibi, ne bir çocuk, ne genç kız, ne de bir kadın, o sadece çocukluğunu yaşamak isteyen bir kız. Eser gerçek yaşam öyküsü olduğu için okuma sürecinde yaşananları farklı canlandırdım gözümde. Hele, evdeki o tüneli keşfedip içine girdiğinde öyle endişelendim ki... tünel üzerine yıkılacak diye çok korktum. Hayatı boyunca inişler, çıkışlar içerisinde mücadele ederken bir de savaşın çıkması nedeni ile yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmaları çaresizliğin göstergesiydi. İlerleyen bölümlerde Mustafa’nın gelmesi ve yaptığı muzurluklar ile herkesi çileden çıkarması ve s. 122 de yapmış olduğu eylem benim yüreğimi fazlasıyla acıttı, kedinin çektiği acıyı düşündükçe çok üzüldüm. Bedriye o kadar acı dolu bir hayat yaşamış ki küçücük yaşta gelin gidip her şeye göğüs germesi, ortama uyum sağlayıp kendini yetiştirmesi bu acı hikâyeye ayrı bir hüzün katti. Bunda ilk eş Zeynep’in büyük katkısı ne güzeldi. Her kadın bir kumayı kabul etmez, belki de o yıllardaki yaşam kriterleri kabul ettirdi. Bedriye’ye hiçbir kötülük etmeden sakin bir hayat yaşamaları Zeynep’in de karakterinden olsa gerek. Son nefesinde bile ondan helallik isteyip onun yanında hayata gözlerini yumması ne kadar vicdanlı olduğunu gösteriyor. Bedriye, yazarımızın ninesi olduğu için Bedriye’nin işlediği oyalar gibi satırları ince ince işlemiş. Yorumuma bir alıntı ile son veriyorum. “Gitmek istemiyorum abla! Ben anamın saçımı örmesini, avludaki civcivlerimle oynamayı, gece senin anlattığın masalları dinlemeyi seviyorum.” #ayşenuryazıcı #benimkarımçocuk #okudumbitti #yorum
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
204 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
ZEYNEP “Annelik, anne olmak, anne olmaya çalışmak... Hiçbir karşılık beklemeden bu ağır yükün altına seve seve girmek... Sonsuz bir yücelik hali... Bir tür ermişlik hali...” Yazarın ismi gizli tutulup, anne dizisindeki gazeteci Ali Arhan mahlas olarak kullanılmış. Her zaman kitaptan dizi yapma akımı tersine dönüp bu eserde dizinin romanı olmuş. Bu yaşananların gerçekte yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum ama romanı kadar dizi de ilgimi çekmişti ve annem izlerken arada ben de onun yanında iken eşlik ediyordum. Can Nergiz’in yazdığı eseri bir günde okuyup bitirdim. Dizinin özeti gibi olmuş, çoğu olay hızlı bir şekilde anlatılmış. Gazetecinin kişileri araştırması ile ortaya çıkan gizli sırlar hem şaşırtıcı hem de üzücü idi. Melek karakterinin yaşadıkları tüyler ürpertici idi. O kadar küçük masum bir çocuğun onca yaşanmışlığa rağmen ayakta kalabilmesi... hele ki o poşet olayı beni o kadar üzdü ki... Sanki film izler gibi karakterler ile satır satır ilerledim ve ara ara gözyaşlarımı tutamadım. O Şule olacak kadına o kadar kızdım ki... nasıl anne olabilmiş... her doğuran anne olamıyor maalesef... Oysa anneliği hiç yaşamamış olan Zeynep o duyguyu yaşamadığı halde gerçek anneden daha fazla fedakarlık göstermesi ne kadar güzeldi. Kendi hayatını hiçe sayacak kadar küçük kıza sahip çıkma arzusu muhteşemdi. Keşke her anne öyle olabilse... Yine de tarihimizde ve günümüzde evladı için canından vazgeçen annelerin varlığını biliyor olmakta güzel. Yazarımızın eline yüreğine sağlık. #aliarhan #cannergiz #zeynep #okudumbitti #yorum
kamera
Zeynep
yildiz
7.8/10 · 180 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
KÜÇÜK DÜŞÜNMEK EŞŞEKLİKTİR “Ne istediğini değil ne istemediğini biliyor insan.” “Başarısızlıklar, başarıya götüren yoldur aslında. Önemli olan başarısızlıkları bir köşeye bırakmak ve onlardan ders çıkararak başarı odaklı yaşamaktır.” “Fark yaratmak için kendini aşmak gerekirken farklı olmaya çalışmak için kendini silmen gerekir. Farklı olmaya çalışırken kendini kısıtlar insan, oysa kendini yani fikirlerini, hayallerini serbest bıraktığında fark yaratacaktır.” “İnsanlar takvime bakınca zamanın ileriye doğru aktığını sandı. Ancak; saçlarındaki beyazlar anlatıyordu zamanın geriye doğru sardığını.” Yazarımız yine kendi gibi farklı bir eser sunmuş biz okurlarına. Kitabın başında önsöz yerine hassöz olması değişikti. Orada bahsettiği gibi ‘Ye, iç yat felsefesi’yle yaşlanmak kim ister ki? Şahsen ben o şekilde yaşlanmayı istemem, insanlığa faydalı olmak gibisi var mı. Her şeyde olduğu gibi bunda da emek lazım. Kitap kişisel gelişim olmasına rağmen anlattıklarında ara ara kahkaha attım. O kargocu ve küs komşuyu hiç unutmam sanırım. :D Sayfa 28 de istemediğini söylemek olgusu ne kadar doğru. İstediğimizi söyleyemiyoruz maalesef... çoğunlukla her şeye negatif yönden bakıyoruz. Ya da kendimizi tam anlamı ile tanıyamıyoruz, belki de tanımak istemiyoruz. İnsanoğlu çok zor... Yazar biz okurlarına farkındalık yaratarak farklı bakış açılarının da olduğunu öğretiyor. Diğer eserleri gibi bu eseri de sevdim ben. Yazarımızın yolu açık olsun. İyi ki kendisini tanımışım. Umarım bir gün eseri ile olduğu gibi kendisi ile de uzun uzun sohbet etme şansı bulurum. Bir de eserde bahsettiği Necati Demirci olursa yanımızda, değmeyin sohbet keyfimize. Yazarımızın yolu açık olsun. Sevgiyle... #serkanşengül #küçükdüşünmekeşşekliktir #okudumbitti #yorum
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
480 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
HAYAT İNCİTİR HERKESİ “Bazen hayat sana bir yol gösterir ve o yolda yürüyüp yürümemeye sen karar verirsin ama beklersen o yolun sonunda seni bekleyen her şeyi kaçırmış olursun. Hayat beklemek için çok kısa.” “Güzellikleri fark edebilmek için gerçek anlamda görmek gerekiyor. Bakmakla görmek arasında çok fark var. Herkes aynı yere bakar ama aynı şeyi görmez. Gördüğün şey senin hayal dünyanın zenginliğiyle orantılıdır. Bakmak gözle olur, görmek kalple.” “Bazı şeyler aradan ne kadar zaman geçerse geçsin hiç unutulmuyor. Bir koku, kısa bir an, söylenen bir söz seni ta gerilere, o günlere götürmeye yetiyor.” Egemen, Filiz, Mina, Hüseyin bey, Mert, İdil, Beril, Berk ve diğer karakterler ile farklı bir yaşamın içerisinde ben de yer aldım okuma sürecinde. Her bir karakterin, kişiliğinden ve davranışlarından ayrı birer ders çıkartabiliyorsunuz. Egemen yaşadığı acılar ile içine kapanırken, Mina’nın hataları nedeni ile hayatlarının kesişip çok farklı boyutlara geçeceğini bilemezdi. Ve ki o şımarık kızın aylar sonra farklı bir kişiliğe bürüneceğini tahmin bile edemezdim. Onca şeye rağmen mücadelesi çok güzeldi. Hüseyin bey iyi ki o cezayı vermiş Mina’ya. Bu durum belki de kendi kişiliğini bulması için gerekliydi. Bununla birlikte Egemen’i de çocuklar konusunda doğru bir şekilde yönlendirmesi ile onun da bir çok fark etmediği şeyleri de fark etmesine neden olması güzeldi. Annelerini kaybeden çocuklar babalarını da kaybediyordu neredeyse. Egemen sadece kendisinin acı çektiğini düşünürken Mina’nın onun gözlerinden önce yüreğinin görmesini sağlaması harikaydı. Karakterlerin sırları, bunların olmadık zamanlarda ortaya çıkması beni de üzdü. Ama o Egemen’e o kadar çok kızdım ki; o dengesiz, karaktersiz Mert’i bile sakince dinleyip Mina’yı dinlememesi sinir kat sayımı arttırdı. Yazarımız kurguyu öyle gerçekçi yazmış ki satırlar arasında kayboldum. Onlar ile birlikte yaşadım acıyı, hüznü, mutluluğu... Eserin ismi gibi hayat herkesi incitiyor. Ama incittiği yerden de... (eseri okuyunca anlayacaksınız) Eseri okumayı bitirdiğimde büyük bir boşlukta hissettim kendimi. Karakterleri özlüyorum. Mina, ikizler ve Damla gözümde tütüyor. #ayşegülçiçekoğlu #hayatinctirherkesi #okudumbitti #yorum
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
264 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
SÜT LEKESİ “Affetmek yapılan bir hatayı unutmak değildir. Yapılan hatanın sizde yarattığı acıdan kurtulmak için adım atmaktır. Affetmek, o kişiyle ilişkinizi devam ettirmeniz gerektiği anlamına gelmez. Bundan sonraki hayatınıza onsuz devam edecek olsanız da ona karşı hissettiğiniz ve olumsuzluğuyla içinize kadar işleyen o boğucu hissiyatı üzerinizde taşımamak ve özgürleşmek için affetmek gerekir.” “Bir insanı tanımak için nasıl konuştuğuna, başkaları için ne söylediğine, öfkelenince ne yaptığına, ne seyrettiğine, ne okuduğuna bakın. Bunlar onun iç dünyasının en önemli aynalarıdır.” “Sadakat gri olmaz; ya siyahtır ya da beyaz. Çok sevdiğinizi söylediğiniz birini aldatmanın, çok sevdiğinizi söylediğiniz birini dolandırmaktan pek bir farkı yoktur. İkisi de bir hata değil, size güvenen birinin kalbini bile bile kırmayı göze aldığınız bir seçimdir.” Ana karakter Ezgi’nin başarısı ile Tülin hanımın ona destek olması, kol kanat germesi ne güzeldi. Taa ki hazırlamak istediği tezine kadar. Ezgi’nin farklı bir yöntem ile hastaları tedavi etmek istemesinin altında bir şeyler olabileceğini hiç düşünmemiştim. Hiçbir şeyin Ezgi’nin düşündüğü gibi olmadığı, hastalarının yaşamlarını anlatışından sonra taşların yerine oturması ve sonradan Ezgi’nin pişmanlıkları... Grup terapisinde bütün hastaların önceden yaşanılmış olayların etkisi ile şimdiki yaşamını etkilemesi üzücüydü. Eseri okurken tedavi sürecinde her birini sanki canlı dinlemiş gibi hissettim. Bunlardan bağımsız olarak anlatılanlarda şu Mesut var ya pislik adam, ona söve söve ağzım yamuldu. Piç Mesut... Eseri keyifle okudum diyemeyeceğim, çünkü onca yaşanılan şeyleri satır satır okurken karnıma ağrılar girdi resmen. Onlar anlatırken ben de o anları yaşadım. Bu arada Ezgi’nin annesinin onu yetiştirme şeklini hiç anlayamadım. Güçlü bir kadın olması için öylemi davranmak gerek. Bence çok yanlış düşünmüş ki Ezgi o hale gelmiş. Sonu da benim için sürpriz oldu. Eseri bitirmemin ikinci günü oldu ve ben Ezgi’yi özlemeye başladım. Acaba bu eserin devam kitabı olacak mı? Ezgi düşündüklerini uygulayacak mı? Yazarımızın eline yüreğine sağlık diyorum. Ve okuma sürecinde paylaşımlarıma gösterdiği ilgiye de çok teşekkür ediyorum. Beni çok ama çok mutlu etti. #esraezmeci #sütlekesi #okudumbitti #yorum
kamera
Süt Lekesi
yildiz
7.1/10 · 1.876 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
360 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;