Ehhh işte…
Ortalama bir kitap, çerezlik.
Kendini bilen her karakteri severim; ister kötü olsun ister iyi. Kendini bilen karakter benim için bir adım öndedir, çünkü gerçekte çoğu insan kendini bilmez, ne olduğunu bilmez. Çoğu kitap karakteri de bilmiyor. Hazel gibi kendini bilen karakterleri görünce seviniyorum.
Hazel tatlı bir kız. Kendinin tuhaf olduğunu biliyor. Bazıları tuhaflığı; bulutları bir şekle sokmak, kimse dans etmezken dans etmek, banyoda şarkı söylemek gibi şeyleri normal karşılayıp “hiç tuhaf değil” dese de, bu sıradan şeylere bile ucube gözüyle bakan bir sürü insan var. O yüzden çok takılmadım oralara.
Hazel’ın hiçbir şeyi içinde tutamayışına bir iki sinirlenmedim değil. İkide bir cinsel içerikli şakalar yapıp “aman içimde tutamıyorum, ağzımdan kaçtı” demesine de kuruldum.
Toxic değillerdi, yani aman aman bir toksiklik yoktu. Josh çekilebilir bir erkekti. Özellikle sonlarda Hazel hamile kaldığında “aha, kaos geliyor” dedim. Kesin Josh çocuk istememe ayaklarına yatacak, sonra Hazel darılıp gidecek, Josh da pişman olup Hazel’ı bulmak için uğraşacak falan filan diye bir düşünce belirmedi değil. Ama Allah’tan öyle olmadı.
Çok da övülecek bir kitap değil. Sosyal medyadaki kitap sayfaları görevlerini yerine getirip kitabı şişirmiş; bazı okuyucular da bu tuzağa düşüp kitabı ellerine almış. Sonra hayal kırıklığı curcunası başlıyor tabii. HSOANSKANSN, böyle olunca çok gülüyorum ya.
Bazı şeylere asla ama asla inanmayın.
Allah’tan şu sıralar PDF’ten takılıyorum. Bu kitaba 200 lira verdiğimi hayal ettiğimde kalp çarpıntım başlıyor.