Haçlı Seferleri dönemi Avrupa açısından hem ekonomik hem hem de kültürel alanlarda tam bir devrim başlatırken, doğuda bu kutsal savaşlar ve karşılığındaki “cihat”, uzun yüzyıllar sürecek bir gerilemeye ve aydınlık düşmanlığına yol açar. Her taraftan kuşatılan İslam alemi kendi kabuğuna çekilir. Ürkekleşir, hoşgörüsünü yitirir, Savunmaya çekilir, kısırlaşır; gezegen çapındaki evrim sürüp Müslümanlar kendilerini bu gelişmenin iyice dışında kalmış hissettikçe de söz konusu tavırlar kökleşir. Bundan böyle ilerleme,” öteki” anlamına gelmektedir. Modernizm,” öteki” dir. Kendi kültürel ve dinsel kimliğini batının simgeledi bu modernizmin yapısı yararak ifade etmek zorunlu muydu? Yoksa tam tersini kimliğini kaybetme riskini göze alıp kararlı bir biçimde modernleşme yoluna girmek mi gerekirdi? Ne İran ne Türkiye ne de Arap dünyası bu ikilemi çözmeyi başarabildi; bugün hala cebri batılılaşma evreleri ile yabancı düşmanlığı rengine de bürünen aşırı gericilik evrelerinin birbirlerine çoğunlukla da şiddet yüklü bir biçimde izlemelerinin nedeni işte bu çözümsüzlüktür .