"...Oysa, mektup yazmak, hortlakların önünde soyunmak, kendini ele vermek demektir... Aç kurtlar gibi bunu bekler onlar. Kâğıdın üstündeki öpücükler ulaşamaz sahibine, yan yolda hortlakların eline düşer, onlar içip bitirir bu öpücükleri..."
"Wilhelm, sevgiden yoksun bir kalp için dünyanın ne anlamı var! Tıpkı sihirli bir lambanın ışıksız bir işe yaramayacağı gibi... O küçük lambaya ancak ışık girerse duvardaki o rengarenk resimleri görebiliriz. Her ne kadar hayal de olsa, küçük bir çocuk gibi karşısına geçip o sihirli görüntüleri izlemek bizi her zaman mutlu eder."
"Fakat sergide gördüğüm bu kürk mantolu resim, ona hayalen dokunmama imkân vermeyecek derecede beni sarsmıştı. Onunla bir aşk sahnesi tasavvur etmek değil, karşı karşıya, iki dost gibi oturmayı düşünmek bile elimden gelmiyordu. Buna mukabil, gidip o tabloyu seyretmek, bana bakmadığına emin olduğum o gözlere saatlerce dalmak arzusu gitgide artmaktaydı. Paltomu sırtıma geçirerek tekrar serginin yolunu tuttum; ve bu hal, günlerce devam etti."