Nurullah Esat Sümer'in ölümü, sanıyorum ki, çok az insanda ruhi etkiler yapacak, yahut hatıralar canlandıracaktır. Çünkü Sümer, bir çevre insanı değildi. Toplum içinde, toplumdan kopmuş gibi yaşardı. İçine dönüktü. Ne aktif bir politikacıydı. Ne parlak bir hatip, tesir uyandıran bir parlamento adamıydı. Denilebilir ki ne konuşur ne de yazardı. Parlamento öncesi hayatında da kendi şahsiyeti içine kapanmıştı. Parlamentoda Maliye bakanı, bir aralık Dışişleri bakan vekili ve nihayet hayatının sonlarına doğru iki devre İstanbul Senatörü olarak icra ve yasama heyetlerinde yer almıştı. Ama bütün bu görevler sırasında da kendi içinde ve kendisi ile yaşayan, çevresinde de ancak, biraz da kendi sessizliği içinde ona uyan bir havaya gömülüydü Küskün değil, fakat kendine özgü vasıfları olan bir şahsiyetti. Halbuki geriye baktığımız zaman, ondaki bu yalnızlığın, bu iç hayat adamlığının yanında bir başka insanla da karşılaşırız. Ben bu şahsiyet alanından birkaç uzak hatırayı canlandırarak rahmetlinin iç alemi ile karakterini yansıtan bazı sahneler vermek istiyorum. O zaman görünecektir ki, bu içine kapalı aydının ruh dünyasında, hepimize hitap etmesi gereken bazı cevherler vardır.
-Şevket Süreyya Aydemir