Mahir, eski aşkı Mısır hiyeroglif uzmanı Esma Çınar ile yeniden bir araya geldiğinde, peşinde oldukları sırrın sadece akademik bir keşif değil, aynı zamanda kendi soylarıyla bağlantılı tehlikeli bir miras olduğunu fark eder. Karşılarında ise, kadim bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan, gölgelerde saklanan güçlü bir örgüt olan Gözcüler durmaktadır. Göbeklitepe'nin Kayıp Mührü
Göbeklitepe'nin Kayıp Mührü Bu romanı benim için ilginç kılan şey, olaylardan çok karakterlerin dünyaya bakış biçimleriydi. Göbeklitepe’nin Kayıp Mührü, temelde akıl ile sezgi arasındaki çatışmayı anlatan bir hikâye gibi okunabilir. Bu çatışmanın en net hali ise Mahir Kara ve Esma karakterlerinde somutlaşıyor. Kitap merak uyandıran bir Göbeklitepe Romanı.
Mahir Kara, her şeyi kanıtlamak zorunda hisseden, mesafeli, katı bir bilim insanı. Onun dünyasında sezgiler, söylenceler ve “hissedilenler” pek yer bulamıyor. Okurken zaman zaman bu tavrı soğuk hatta yorucu buldum ama aynı zamanda çok gerçekçi geldi. Çünkü Mahir, bilimin güvenli alanına sığınarak bilinmeyenden korunmaya çalışan biri gibi duruyor. Bilmediği şeyler onu rahatsız ediyor.
Esma ise bunun tam karşısında duruyor. Onun yaklaşımı daha yumuşak, daha kalpten. Olayları yalnızca çözmek değil, anlamak istiyor. Sezgileriyle hareket ediyor, bazen kanıta değil hisse güveniyor. İlginç olan şu ki, roman boyunca Esma’nın bu tavrı hiçbir zaman “zayıflık” olarak sunulmuyor. Aksine, bazı kapıların ancak bu yolla aralanabildiğini görüyoruz.
İki karakter arasındaki ilişki, basit bir kadın–erkek ya da yardımcı karakter dengesi değil. Birbirlerini sürekli zorlayan, rahatsız eden ama aynı zamanda tamamlayan bir yapı var. Mahir’in sert mantığı Esma sayesinde çatlıyor; Esma’nın sezgileri ise Mahir’in sorgulamalarıyla ayakta kalıyor. Bu gerilim romanın ruhunu taşıyan en önemli unsur bence.
Bunun yanında romandaki esrarengiz diğer karakterler de dikkat çekici. Özellikle “her şeyi bilen” ya da “bilgiyi kontrol eden” figürler, hikâyeye rahatsız edici bir atmosfer katıyor. Kim oldukları kadar neyi sakladıkları da önemli. Bu karakterler sayesinde roman, sadece bir arayış hikâyesi olmaktan çıkıp, bilginin kime ait olduğu ve kimin erişebileceği sorusunu