"Kapısı olan bir yalnızlık odası...Ama artık öyle bir kapı yoktu.Bütün cesetler, kapının onu de bir duvar gibi örülmüş ve beni, nefesimle baş başa bırakmışlardı. Her ne kadar bedenim,Kandalı'daki depodan çıkmış olsa da, ben hâlâ o karanlık hücrenin duvarlarını izliyordum. Bir zamanlar etrafımı kuşattığına inandığım hayali hendek gibi, depo da ,nereye gidersem benimle geliyordu. Bu yüzden yalnızlığım, bir tilki tuzağıydı. Hayat tarafından avlanmıştım ve avcının gelip beni almasını bekliyordum. "
"Lütfen ,baba ,biz de gidelim!" Bakmıştı suratıma."Bizim işimiz" demişti."Gideni göndermek...Gitmek değil! " Bizim işimiz öldürmek, ölmek değil der gibi...
Bir ömrü çaldılar benden,
o kızlara yaptıkları için Defne için, kendim için, bana inanacak bir Tanrı bırakmadıkları için,
şirk koşmaları, yalanları, gizli hesapları için, her biri için tek tek dirilip dirilip tekrar ölerek, sonsuza kadar kavrulurlar umarım cehennemin dibinde. Bilsinler istiyorum, sonu var zulümlerinin. Sonu var her vahşetin. Sonu var yaptıklarının.
İşte sahne.