Çok önceden bazı insanlar, yaşamın yalnızca bir rüya olduğunu düşünmüşler. Benim içimde de sürekli böyle bir duygu var. İnsanın yaratıcı ve araştırıcı gücünün dar bir sınır içine hapsedildiğini anlayabiliyorum.. şu zavallı varlığımızı devam ettirmekten başka amacımız yok. Sadece temel gereksinimlerimizi gidermeye çalışıyoruz, başka bir şeyle uğraştığımız yok. İçimizin rahat ettiği zamanlardaki huzur boyun eğişten kaynaklanıyor. Bu yüzden, içinde bulunduğu zindanın duvarlarına hoş resimler, ferahlatıcı manzaralar çizen mahpuslara benziyoruz.
Nereye gidilirse gidilsin insanlar hep aynı. Birçoğu, zamanlarının büyük bölümünü karınlarını doyurabilmek için çalışmakla geçiriyor. Arta kalan azıcık boş zamanlarında da öyle sıkılıyorlar ki, sıkıntılarından kurtulmak için çeşitli yollar arıyorlar. İnsanların şu kaderi yok mu!