Diyecek çok bir şeyim yok. Koskoca bir evrenin sonuna geldim. Filmleri izlemediğimden sonunu merak ediyordum dolayısıyla bir an önce bitsin ki öğreneyim diye düşünüyordum okuma sırasında. Bitti ve azıcık bir boşluğa düştüm. Sanki ben de Orta Dünya’nın bir üyesiydim ve Gri Limanlardan gemilere binip Orta Dünya’dan sonsuza kadar ayrıldım. Hani Frodo Sam’e diyor ya “Shire’a varsam bile hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, çünkü ben aynı olmayacağım.” aynı bu şekilde hissediyorum.
Gerçi Hobbit dışında diğer Tolkien kitaplarını okumadığım için biraz içim rahat. Fakat bu bir efsaneydi, bir yolculuk, dostluk, mücadele, ümitvarlık… Ne diyim arkadaşlar, okuyun. Kendinizi bu evrenden mahrum bırakmayın.
Seri, okuma konusunda korkutucu gelebiliyor çoğu kişiye, ki bana da öyle geliyordu. Daha öncesinde başlayıp daha hikayeye giremeden bırakmıştım kitabı. Sonrasında “Hobbit”i okudum. Ve şöyle oldum “ okey okey bütün taşlar şimdi yerine oturdu” Sonra üstünden zaman geçince tekrar hobbiti okudum hatta hahahsh. Zaten okuması çok rahat bir kitap Hobbit. Ve işte nasip bu aya imiş, Yüzüklerin Efendisine başladım ve su gibi aktı gitti. Uzun bir hikayesi olsa da, sürekli sürekli bir aksiyon macera yok aslında. Bol betimleme ve yolculuk teması çok fazla. Tabii aralara yerleştirilen aktraksiyonlar çok tadında.
Öyle işte aşamadığım bir evrenin daha mensubu oldum… Şimdi sıkıcı hayatıma geri dönüyorum. Bir başka böyle bir seriye denk gelene kadar..