Kitabın sonunda ilahi adeletin tecelli ettiğini , herkesin kalbinin ekmeğini yediğini, kimsenin yaptığının yanına kar kalmadığını görmek hüzünlü bir mutluluk hissettirdi.
Ve şunu öğretti
duanda ısrarcı olmanı ama hayırlısını isteyerek Okurken en çok şunu düşündüm;
İnsan bazı imtihanların neden olduğunu o an anlayamıyor gerçekten…
Elif’in yaşadıkları da tam olarak öyleydi.
Hüzünlü ama içi çok samimi bir kitaptı.
Her sayfasında Allah’ın sanatını daha fazla fark ediyorsun.
İnce ince ilmek ilmek işlenmiş herşey… Herşey de bir hikmet… Düşünmek lazım, anlamak lazım, Tefekkür etmek lazım…
Her sayfa, “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunu usulca fısıldıyor.
İmanlarının derinliği insanı mahcup ediyor ama aynı zamanda umutlandırıyor.
Ve o devri adeta yaşatıyor
İmam Nevevi
Sayfalar ilerledikçe kendi eksikliklerimi görmeye başlayıp kendimi sorguladım.
Çünkü bu kitapta niyetin, ahlakın , davranışın ne kadar önemli olduğunu gördüm.
Güler yüz, sabır, susmayı bilmek, affedebilmek ve kul hakkından sakınmak…
Hepsi en az namaz kadar kıymetlidir.
Amelin çokluğu değil, ihlâsı makbuldür.
Dil ile söylenen değil, yaşanan iman değerlidir.
Ve bu kitap
Kalbini ve niyetini güzelleştirmeden yol alamayacağını çok net bir şekilde bana anlattı. Okunup geçilecek bir kitap değil adım adım hayatınıza rehber kılmanız gereken bir kitap
Bu kitap bana şunu hissettirdi:
İbadet sadece yapılan değil, anlaşılan bir şey.
Gazâlî tefekkürü uzun uzun düşünmek değil,
kalbin uyanması olarak anlatıyor.
Alışkanlığa dönüşmüş ibadetleri sarsıyor,
“Neden yapıyorsun?” diye soruyor.
Sayfa sayfa değil,
satır satır durup düşünerek okunması gereken bir eser.
Çünkü bazı cümleler insanın kalbine sessizce dokunuyor.
Bazen bir anlık samimi tefekkür,
şuursuz geçen uzun zamanlardan daha kıymetli.