Değer verdiğimiz şeylerin gerçek yaşamla yüz yüze gelince cahilliğin, kör inançların katılığına toslayarak paramparça olacakları korkusuyla tir tir titriyoruz...”
Yaşamayı sevenimiz var mıdır, dersiniz? Yaşamayı sevmek mi? Sözü bile kulağınızı tırmalıyor, değil mi? Hayır, biz okumayı, tartışmayı severiz; gelecekle ilgili düş kurmaya bayılırız... Demek oluyor ki biz yaşamı platonik, döl vermeyen bir sevgiyle seviyoruz...”
Ataetkil bir toplumda kabul görmenin en önemli kuralı belki de kayıtsız şartsız bir erkeğin egemenliğini kabul etmekten geçiyordu. Yani kadın olmak ikinci derece vasfa sahip olmakla eşdeğerdi..!