Elif Bekar

Elif Bekar
@Elif_sam
instagram.com/okur1hemsire/pr... Okumayı, gezmeyi, Allah' ın bizler için yarattığı herşeyi seviyorum. Sevginin mucizesine inanıyorum.
Atom ve molekülden ilk hücrelerin nasıl oluş­muş olabileceği
Hakkında bile bir fikir sahibi olabiliyoruz. Ama acaba hisseden ilk canlı hangisiydi; evrimin hangi aşamasında fe­nomenal iç yaşantısı olan düzenli maddi sistemler (doğal canlılar) ortaya çıktı diye sorarsak, hiçbir yanıtımızın olmadığını görürüz. Bizim­le satranç oynayan bilgisayarımızın bir iç yaşantısı olmadığını ner­ den biliyoruz? Kısacası fenomenal bilinç bilinen başka hiçbir can­lılık olayına benzememekte, biyolojinin bilinen açıklamalanyla anlaşılamamaktadır.
Sayfa 164 - Metis·Kitabı okudu
Bilim/Felsefe
Şüphesiz fenomenal bilinci açıklamanın en kolay yolu evrende maddi olmayan ikinci bir tözün daha bulunduğunu kabul etmektir. Kabaca ruh diyelim buna. İşte hisseden, algılayan şey budur, mad­di beynimiz değildir, diyebiliriz kolayca. Binlerce yıldır insanlar sorunu tam açılımıyla formüle edemeseler dahi fenomonal bilinci açıklamak için evrende böyle ikinci bir varlık tarzının daha olma­sı gerektiğini düşündü; dahası kendilerinin, kendim dedikleri şeyin aslında maddi olmayan bu ruh olduğuna inanmayı tercih etti. Ruh­lar olarak dolandık bu gezegen üstünde. Kolaycı bir açıklama ol­masının yanı sıra insanı rahatlatan bir tarafı da var bu tezin çünkü ölümsüzlüğü de vaat ediyor gibi. Eğer evrende gerçekten de ruhlar, yani maddi olmayan, ama maddi sistemler üzerindeki bazı etkile­ riyle kendini hissettiren oluşumlar varsa, bunlar niçin bilimin ko­ nusu olmasın? Bunları da doğanın bir parçası olarak ele almakta ne sakınca var? Bu noktada tutucu olmanın gereği ne? s.165
Önceki 2 yanıtı göster
Yahya Saygan
Yahya Saygan
Bilim her şeyi açıklamak zorunda değil; zaten bugün açıklayamadığı birçok şeyi yıllar sonra anlayabiliyor. Ama ruh, bilinç, his, vicdan gibi bazı meseleler sadece laboratuvarda ölçülerek kavranacak şeyler olmayabilir. Sevgi de görünmez mesela, acı da görünmez; ama varlığını inkâr edemezsin. Her şeyi sadece maddeye indirgemek insanı eksik anlatır. Bazı şeyler akılla anlaşılır, bazı şeyler ise ancak idrak edilir. O yüzden mesele “kanıtlayamadım, yoktur” demek değil; insan bilgisinin sınırını kabul edebilmektir. İnanç da tam burada başlar ki zaten.
1 yanıtı göster
Atom ve molekülden ilk hücrelerin nasıl oluş­muş olabileceği
Hakkında bile bir fikir sahibi olabiliyoruz. Ama acaba hisseden ilk canlı hangisiydi; evrimin hangi aşamasında fe­nomenal iç yaşantısı olan düzenli maddi sistemler (doğal canlılar) ortaya çıktı diye sorarsak, hiçbir yanıtımızın olmadığını görürüz. Bizim­le satranç oynayan bilgisayarımızın bir iç yaşantısı olmadığını ner­ den biliyoruz? Kısacası fenomenal bilinç bilinen başka hiçbir can­lılık olayına benzememekte, biyolojinin bilinen açıklamalanyla anlaşılamamaktadır.
Sayfa 164 - Metis·Kitabı okudu
Bilim/Felsefe
Şüphesiz fenomenal bilinci açıklamanın en kolay yolu evrende maddi olmayan ikinci bir tözün daha bulunduğunu kabul etmektir. Kabaca ruh diyelim buna. İşte hisseden, algılayan şey budur, mad­di beynimiz değildir, diyebiliriz kolayca. Binlerce yıldır insanlar sorunu tam açılımıyla formüle edemeseler dahi fenomonal bilinci açıklamak için evrende böyle ikinci bir varlık tarzının daha olma­sı gerektiğini düşündü; dahası kendilerinin, kendim dedikleri şeyin aslında maddi olmayan bu ruh olduğuna inanmayı tercih etti. Ruh­lar olarak dolandık bu gezegen üstünde. Kolaycı bir açıklama ol­masının yanı sıra insanı rahatlatan bir tarafı da var bu tezin çünkü ölümsüzlüğü de vaat ediyor gibi. Eğer evrende gerçekten de ruhlar, yani maddi olmayan, ama maddi sistemler üzerindeki bazı etkile­ riyle kendini hissettiren oluşumlar varsa, bunlar niçin bilimin ko­ nusu olmasın? Bunları da doğanın bir parçası olarak ele almakta ne sakınca var? Bu noktada tutucu olmanın gereği ne? s.165
Elle tutulmayan gözle görülmeyeni nasıl bir bilimsel çalışmanın içinde arayabilirler ki? 
3 yanıtı göster
incinme değil bu, insana olan inancını yitirme!
Ruhun hazan mevsimi bu. İnsanın kötülüğe dönüşmesi. Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Ölümün, yaşarken hüküm sürmesi insanda. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıkla­rından soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cen­net değil.
Sayfa 11 - KIRMIZIKEDİ·Kitabı okudu
Şiir
İlk firsatta okumak istiyorum. Bu nasıl bir kaybolmaktır 📚🙏🏻
Elif Bekar
Elif Bekar
🙏💐
İnönü'yü eleştirmek Atatürk'ü eleştirmektir
Görüşün­den kesinlikle kaçınmak gerekir. Çünkü, İnönü, Atatürk de­ğildir. Öyle olmadığı gibi, bu kitabın sayfalarını çevirdikçe gö­receksiniz ki, Atatürk'ün birçok eserini tersyüz eden, yıkan da İnönü'nün tâ kendisidir. *****
Sayfa 21 - Kilit Yayınları·Kitabı okudu
Türk Tarihi
👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Elif Bekar
Elif Bekar
🙏💐