Elif Şafak’ın Aşk kitabı, benim için aşk kavramını yeniden düşünmeme neden olan bir romandı. Kitapta anlatılan Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ arasındaki bağ, sıradan bir dostluktan çok daha derin; insanın ruhunu dönüştüren ilahi bir yolculuğu temsil ediyor. Şems’in Mevlânâ’nın hayatına girişiyle birlikte onun bakış açısının değişmesi, aşkın insanı nasıl dönüştürebileceğini çok etkileyici bir şekilde gösteriyor.
Romanda ilahi aşk, huzurlu ve kolay bir duygu olarak değil; insanı sarsan, zorlayan ama sonunda olgunlaştıran bir süreç olarak anlatılıyor. Özellikle Şems’in sözleri, aşkın kurallarla değil, cesaretle yaşanması gerektiğini düşündürdü bana. Bu yönüyle kitap, yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda insanın kendini sorgulamasına yol açan bir rehber gibi hissettirdi.
Aşk, okuru hem geçmişte hem de kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkaran, kalıcı izler bırakan bir eser.