Osmanlı İmparatorluğu, Trakya'dan Erzurum'a doğru ,koca gövdesini yan yatırmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.
Suriye, Filistin ve Hicaz'da:
— Türk müsünüz?
Sorusunun birçok defalar cevabı: — Estağfurullah! idi.
Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık. Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.
Osmanlı saltanatı som bürokrat iken, bürokrasi bile tam Arap, yahut yarı Araptır. Türkleşmiş hiç bir Arap görmedikten başka, Araplaşmamış Türk' e az rast geliyordum.
Arap milliyetçiliği güden Şamlı Azimzadeler, Konya'dan gelme Kemik Hüseyin torunları idi. Halep'in esas familyalarının asılları Türklerdi. Osmanlı İmparatorluğu'nda itibar, azınlığın imtiyazi olduğu için ve Türk unsuru imtiyazsız olduğu için herhangi bir Müslüman azınlığın çocuğu olmak, Türk olmaktan daha faydalı idi.
Halep' ten bu tarafa geçmeyen şey, yalnız Türk kağıdı değil, ne Türkçe ne Türk geçiyor. Floransa ne kadar bizden değilse Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz.