-"Yaşamakta , ölmekte her insana özgü bir durumdur. Her insan insanca yaşamayı ve hayata ızdırapsız bir sonla veda etmeyi yeğler.
Kim acılar içinde nefessiz , hasta bir vaziyette son demlerini yaşamak ister ki?"
-"Kaybedenler...
"
"-Yoksullar hep kayıp mı eder."
Tekrardan bir sigara yaktı. Bu kez yüzünde kendisine pekala güvenen , özgüvenli bir adamın ifadesi vardı.
-"Aksine ; yoksullar kaybetmez , hep kazandırır. Yoksul olan birisi zaten çoktan kaybetmeyi öğrenmiş ve hiç kaybetmeyecek kadar umutsuz yaşamaktadır."
-"O halde bunca yoksulun hayattan beklentisi nedir?" diye sordum
meraklı bir tavırla. Ne diyeceğini , bu kez ne cevap vereceğini merak ediyordum doğrusu.
Kendini
kapana sıkılmış bir fare gibi mi hissediyordu acaba?
Yoksa o kediydi , ben fareydim ve bilmediğim bir oyunun içinde oynuyor muydu benimle?
-"Yoksulun hayattan beklentisi hayatının devamını hep yoksul geçireceğine dair umutsuzluğudur.
alıntı
Kasabanın sokaklarında yürürken bazen kendimi camın
arkasından dünyaya bakan biri gibi hissediyorum.
Sanki ben bu hayata ait değilim.
Sadece seyircisiyim.
“Kim bilir; insanlık belki de gökyüzünde süzülen bir kuş olsaydı her şey daha başka , daha güzel olurdu. Emellerimiz , nefsimize hakimiyetimiz muhafaza olur ve türlü türlü gereksiz şeyler ile beis etmezdik.”
“Her şey, Beşiktaş’ta Barbaros Bulvarı üzerinde ki Sultan apartmanında çarpışmamızla başlamıştır. Onu gördüğüm sırada yaşamın bu denli keyifli olmadığını , yaşamın ancak gerçekten yaşayan kimseler için bir ehemmiyeti olduğunu anlamıştım.”