Biliyor musun, o sıralar hep kendime şunu soruyordum: Ben niçin bu kadar aptalım? Başkalarının aptal olduğunu görüp, ben de onların aptal oldu-ğunu biliyorsam, niçin onlardan daha akıllı olmak istemiyorum? Sonra, anladım ki, Sonya, herkesin akıllı olmasını beklemeye kal-karsam bu çok zaman alacak... Yine anladım ki, boyle bir şey hiç bir zaman olmayacak, insanlar değişmeyecek... Kimse değiştire-meyecektir onları... Bunun için yorulmaya değmez! Böyle işte!... Bu bir kanundur! Doğanın kanunu Sonya! Bu böyledir! Şunu biliyorum ki, Sonya, akılca, ruhça, kim daha güçlüyse insanlara o hükmedecektir! Kim daha yürekliyse, o haklıdır! Kim daha çok şeyi umursamıyorsa o kanun yapıcıdır. Herkesten daha atak olan herkesten daha haklıdır! Bugüne kadar böyle gelmiş, bundan sonra da böyle gidecektir! Bunu ancak körler göremez!"
"Beni terk etmeyeceksin değil mi, Sonya?" dedi.
Sonya:
"Hayır, hayır! diye bağırdı. Hiçbir zaman hiçbir yerde asla! Hep peşinden geleceğim... Nereye gidersen git peşinden gele-ceğim... Oh Tanrım!.. O kadar mutsuzum ki... Niçin, niçin seni daha önce tanımadım? Niçin daha önce gelmedin bana? Oh,Tanrım!"