Oh! biz burada sırası gelince, vicdanımızın sesini boğar, özgürlüğümüzü, huzurumuzu, hatta vicdanımızı, her şeyimizi, her şeyimizi pazara çıkarırız! Sevdiğimiz kişi mutlu olsun da, ne çıkar, varsın hayatımız mahvolsun!.. Üstelik de, Cizvitlerden öğrenilmiş, kendimize özgü birtakım yargılar uydurur, galiba geçici bir zaman için kendimizi ikna eder, amaca ulaşmak için gerçekten böyle davranmak gerektiğine kendimizi inandırırız. İşte biz böyleyiz ve her şey gün gibi apaçık!
Schiller'in romantik ruhlu iyi insanlarında bu hep böyle olur: insanı son dakikaya kadar tavus tüyleriyle süslerler; son dakikaya kadar kötülük değil, iyilik umarlar... Madalyonun ters tarafını hissetseler bile, ne pahasına olursa olsun, söylenmesi gereken sözleri, önceden bir türlü ağızlarından kaçırmak istemezler. Bunu düşünmek bile ödlerini koparır... Tavus tüyleriyle süsledikleri adam bizzat gelip de onları burunlarından yakalayıncaya kadar gerçek karşısında, iki elleriyle yüzlerini örterler.