"Bana gösterdiğiniz büyük iyilik için teşekkür ederim Bay Rochester. Size geri dönmüş olmak beni çok sevindirdi. Siz neredeyseniz benim evim orasıdır; başka evim yok benim."
Mutluluk satın almak için ruhumu satmam. İçimde doğuştan bir servet var. Başka nimetlerden yoksun kalsam, ya da bu nimetler ödeyeceğim bir fiyat karşılığında bana teklif edilse, bu servet yaşamama yeter.
Bay Rochester'ı sevdiğimi söylemiştim size. Şimdi sırf varlığımı unutmuş olduğunu anladığım için ona olan sevgimi geri alamazdım ki. Beni unutmuştu diyorum. Çünkü onunla aynı odada saatlerce kaldığım halde gözlerini bir kez bile bana doğru çevirmiyordu. Çünkü eteğinin ucuyla bana dokunmaktan kaçınan, emredici kara gözleri tesadüfen bana takılsa, sanki bir bakışa bile değmeyen adi bir şeymişim gibi gözlerini hemen başka tarafa çeviren soylu bir hanımefendiye tüm dikkatini vermişti. O hanımla yakında evleneceğinden kuşku duymuyordum. Çünkü erkeğin ona karşı olan niyetinden eminmiş gibi gururlu olduğunu her gün hanımın yüzünden anlıyordum. Rochester'ın ona kur yapmasında, sanki aramak değil, aranmak ister gibi bir umursamazlık vardı. Ama bu hali, bu gururlu kur yapma tarzı daha da çekici, dayanılmayacak kadar çekiciydi. Bunu her an görüyordum. Yine de onu sevmekten vazgeçmiyordum.