"Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak."
Dünyayı kahırlandıracak kelimelerim var
top fitilinde, tüfek dipçiğinde açacak güllerim,
tok bir karında anlaşılmayacak!
biliyorum, yazgısı nadasa ekilmiş kör talihin.
buğday yarığından bir beşik
İçinde bebek,
Dünya ellerine mahrem bir maliyet sadece
göz göz çehrelendim;
yamaçlarını arşınladığım dağ gibi adamlarca (!)
kanatları, fecre rahimlenen sığırcık kadar,
hür ve rahman değillerdi.
ağızlarını buluta göre açarlar
havaya göre kulaklarını,
art arda dünyaya soyulmuşluğun
Kopardığı üç beş çığlık kadarlardı…
her şey, Resul’ü beklerken hiçbir şey idi,
kurcaladıkları, kırdıkları
ipe dizilmiş boncukları..
boynum, asıldığı yerde kalmalı
kelimeler ki, düştüğü yeri kazmalı…
biliyorum, ay içinde ölümüm var
beni dünyaya uğratmadan öldüren yâr
doğumum altı kasım etmezdi ya
Cumhuriyet cumhuriyet
kulun başı sağ olsun…
okuduklarımın kahrını tuttum,
Mektebin yolunu…
Şairlerin seviştiği kiralık konak
ne de loştu
cumbalar, cuntacıların gerdek gecesinde…
Işığın rahime hafiyelik ettiği hükümle
Cebrail olsan içerdesin…
şiirler okunulası değil, harf çırpıyorum
kelimeler ki, şakakları dünyanın
Kulağına gelen
alnından fışkıracak…
tut ki, uğrattın beni harflere ve dahi kitaba
Biliyorum, ay içinde ölümüm var
Beni dünyaya uğratmadan öldüren yâr…