Mihail Bulgakov'dan okuduğum dördüncü eser. Bulgakov, yine hiciv sanatını konuşturmuş ve şuana kadar okuduğum tüm kitaplarında olduğu gibi güzel bir kurgu yaratmış.
Roman, Massolit başkanı Berlioz ve arkadaşı şair Bezdomnıy'ın İsa'nın Tanrı'nın oğlu olmadığı, direkt İsa ve Tanrı'nın varlığının bile şüpheli olduğu üzerine tartışmalarıyla başlıyor. O sırada görünüşü itibariyle garip biri olan Profesör Woland konuşmaya dahil oluyor ve karşıt fikirlerini söylüyor. Bir de iki karakterin hazin sonunu tahmin ediyor.
Profesör Woland tek değil. Bir ekibi de bulunuyor. Woland'ın yardımcısı koro şefi Korovyev, genellikle Korovyev'in yanında bulunan insani davranışlarda bulunabilen ve bir hayli haylaz olan kara kedi Behemot, Woland'ın hizmetçisi olan gözleriyle korku salan dişi vampir Hella ve son olarak harika bir tetikçi olan iblis Azazello.
Roman'daki çoğu olay aslında bir toplum eleştirisi niteliğinde. Müteveffaların evine yerleşmek için türlü türlü işler çeviren, paralara ve kıyafetlere düşkün olan bir Moskova halkı görüyoruz.
Kurgusunun çok katmanlı olduğunu tekrardan söylemek gerek. Kitap iki zaman içerisinde geçiyor. Birincisi Woland'ın ekibi ve Margarita ile Usta'nın yaşadığı zaman. İkincisi ise Yahudiye valisi olup Yerşıalem'de bulunan Pilatus'un çevresinde şekillenen zaman.
Açıkçası çok beğendiğim bir kitap oldu. Hem etkileyici hem sürükleyiciydi. Bir an önce bitirmeye çalıştım. Bulgakov'un yaşamını bilenler eserde Bulgakov'un hayatından da izler bulabilir. Bulgakov, Usta'ya; eşi Yelena, Margarita'ya benzemektedir.
Lovecraft'tan okuduğum ilk eser. Yazar, genel olarak korku-gerilim türünde eserler veriyormuş. Kitapta Cthulhu'dan sıklıkla bahsedildiğinden dolayı Lovecraft okumaya başlarken bu eseriyle değil
Cthulhu'nun Çağrısı eseriyle başlamam gerektiğini düşündüm. Umarım o kitabı da yakın zamanda okuyabilirim.
Kitap, Miskatonic Üniversitesi'nden jeolog William Dyer ve arkadaşlarının incelemeler yapmak üzere Antarktika'ya gidişlerini konu alıyor. Antarktika'da ekip, ikiye ayrılıyor. Lake adlı başka bir karakterimizin ekibi ise yaptıkları biyolojik keşifle herkesi heyecanlandırıyor. Gel gelelim bu keşiften sonra büyük bir felaket yaşanıyor ve olaylar bu şekilde devam ediyor. İlk birkaç bölüm biraz sıkıcı geldi bana. Diğer incelemelerde okuduğumun aksine terimlerin fazla kullanılmasından değil, Antarktika'ya yaptıkları hazırlıkların uzun uzadıya anlatılmasından rahatsız oldum. Onun dışında sürükleyici ve ilgi çekici bir kitaptı. Yazar, ustalıkla betimlemeler yapmış ve gerilimi de hissettirmiş.
Kendimce okunması gereken bir eser olduğunu söyleyebilirim. Fakat yazarı benim gibi ilk defa okuyacak olanlar bence bu kitapla başlamamalı.