Bana kanaatkâr olmayi ögretiyordu. Tahammül etmeyi. Bazen de bosvermeyi. Ama yalandan bir bos-vermislik degildi onunkisi. Uzun uzun düsünülmüs, muhasebesi yapilmis bir karardi; arkasinda uzun bir ömrün tecrübesi vardi. Durmanin bilgeligine ikna ol-mustu. Dövüsmekten, sikâyet etmekten uzakti. Onu birakip giden sahibesine bile anlayis gösteriyor, halden anlıyordu. Özlüyordu muhakkak ama bu özlem onu endiselendirmiyordu, bu özlemle yüregini kemir-miyordu. Yalnızlığını seviyordu, beni de yalnizligima alismaya, onu sevmeye, kendime ait olmaya tesvik ediyordu. Yakinda bana veda edecegini biliyor, git-tigi vakit hayatimda açilmasi olasi boslukla simdiden baristiryordu beni. Ben önemli degilim, diyordu. Sen de degilsin. Kendini önemli sananlarin hiçbiri önemli degil. Yaşa sadece.