“Hayatını okuyup yazarak kazanan biri için, okuyup yazamamak, kazandığı hayatı harcamaktan başka neydi ki?
Yaratmadıktan sonra yaratılmış olmanın ne manası vardı?”
“Köklerinden koparılmış koca bir çınar gibi, bütün bağları kesilmiş, boşlukta asılı kalmıştı.
Avrupa’ya kaçsa; orası yasaktı.
İstanbul’da kalsa; burada tutsaktı.
Direnişe katılsa; Ankara uzaktı.
O, bir KEMAL, bir FİKRET, bir AKİF gibi dava adamı olamamıştı.
HALİDE EDİP gibi meydanlarda nutuk vermemiş; YUNUS NADİ gibi Anadolu’ya geçmeyi, MİLLİ MÜCADELE’ye kalemiyle ve bilfiil destek vermeyi de göze alamamıştı.”
“Onlarla aradaki uzaklık, mesafe olarak ölçülmüyordu, farklı bir boyutta varoluştu bu. Ölüm uçurumuna eşit bu uçurumu aşabilecek güç yeryüzünde de gökyüzünde de yoktu. Ama aslında toprağın içinde, tabutun çivilenmiş kapağının altında değil, burada, yanıbaşındaydı diri, soluk alan, düşünen, ağlayan, ölü olmayan insanlar.”
“Eğer siz devlet için gerekli değilseniz, devlet sizi bütün düşüncelerinizle, planlarınızla ve yapıtlarınızla birlikte eritip bitirir, canınızı çıkarır…….ama eğer sizin düşünceniz devletin çıkarlarına uygun düşüyorsa sizi uçan halıya bindirip uçurur!”