Şarkı beni nereye götürüyor bilmiyorum ama bir yere götürülmek harika bir his. Şarkıyı söylüyorum, üç akor sonra uzaklara gidiyorum.
Olmak istediğim yerdeyim.
Belki de kendim olmakta bile çuvallıyorum. Yapmaya çalıştığım her şey dağılıp çöküyor. Hayatım dümdüz, güçlü, beni ileriye taşıyan parlak bir ok değil; sürekli düğümlenen eski bir yün yumağı.
...kendimle uzun bir konuşma yapmaya çalışıyorum. Ama kendimle konuşmak bir labirentte dolaşmak gibi. Defalarca aynı yerlerden geçiyorum ve çıkış yolunu bir türlü bulamıyorum.
Din kültürü öğretmenleri Rahip Peter onlara hep rastlantı diye bir şey olmadığını söylerdi. Her şeyin bir sebebi vardı.
Eğer biriyle karşılaşmışsanız, bu o insanla karşılaşmanız gerektiği içindi. O insan size, sizde eksik olan bir şeyi verecek demekti.
Bu karşılaşmaları göz ardı etmemek gerekiyordu. Bir insanla karşılaşmak bir keşfin habercisiydi.
" Dindar biri, dindar olmayan birinden farklı mıdır? " diye sordu Thomas.
Adam, "Sanmam," diye yanıtladı. "Büyük babama göre Tanrı herkesi kendi suretinde yaratmış."