M. Emin

M. Emin
@Eminguner
Öğretmen
Konya
44 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
İlaçlar, Yalanlar ve Gölgeler
Beni çoktan öldürdüler. Evet, evet, bunu hissediyorum. Kalbim hala atıyor gibi yapıyor ama o sadece kandırma. İçimdeki o küçük, kıpır kıpır şey çoktan sustu. İlaçları içmiyorum artık. Herkes içtiğimi
Türklüğün 1920’lerde verdiği İkinci Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı ilk alfabe ile başladı. Arap harfleri, yine iyi niyetle, İslam’a duyulan saygı dolayısıyla alınmıştı. Ama Türkçeye uymuyor, onu köstekliyor, Arapça, Farsça sözcüklerin ise kullanılmasını kolaylaştırıyordu. Arap yazısı Arapçada öyle olduğu için sessiz harflere dayanıyor, Türkçe ise sesli harflere dayandığından bu yazı ile yazılması onu boğuyordu. Oysa ki İslam, kalıbı, şekli değil, manayı, niyeti, ifadeyi temel alır. İfadeyi, manayı kolaylaştıracak her değişiklik İslam’ın ruhuna uygundur. Arap harfleri yerine Türkçeye tıpatıp uyan yeni Türk harflerinin getirilişi İslam’ın hassasiyetine bir darbe vurup, Frenkçeye sarılmak için değil, Türk’ün ifadesini, ruhuna dönüşünü kuvvetlendirebilmesi içindir.
Kor
Ateş… ateş… Günün birinde içimdeki tüm sözcükleri de yiyip bitirecek. Tıpkı beni tükettiği gibi. Şimdi her şey aynı anda yanıyor. Kelimelerim boğazımda kömürleşiyor, dilimde eriyor, dişlerimin arasında çıtırdıyor. Konuşmak istediğim her cümle kendi kendini yutuyor, kendi kendini parçalıyor, kendi kendini kustuktan sonra tekrar yutuyor. Düşüncelerim zehir almış fareler gibi beynimin içinde acı içinde kaçışıyorlar; kuyrukları tutuşmuş, gözleri erimiş, “yardım edin!” diye bağırmaya çalışıyorlar ama sesleri sadece cızırtı çıkıyor. Hatıralarım patlıyor. Bir anı doğar doğmaz kavruluyor, kıvranıyor, şekilsizleşiyor; bana doğru bakan her yüz eriyip lav oluyor, geriye sadece gölgeler kalıyor. Bir anda karşıma geliyor elimden tutuyor ve bir an beni bu cehennemden çıkıp kurtaracak sanıyorum. Sonra bir anda elleri silikleşiyor ve gözümün önünde duman olup tavana yapışıyor. İçimde bir yerlerde hala “ben” diye bir şey varmış gibi yapıyor ama o da artık sadece kor. Kor da kendini yiyor. Kendini yedikçe çoğalıyor. Çoğaldıkça daha derinlere gömülüyor. Sessizlik bile yanıyor burada. Kaçın! uzak durun benden... Kulaklarımın içinde yangın var. Gözlerimin arkasında yangın var. Kaburgalarımın arasında yangın var ve her nefeste yeni bir alev doğuruyor. Yakında hiçbir şey kalmayacak. Ne söz, Ne acı, Ne “ben”. Ne de gözümün önünden hiç ayrılmayan “SEN”, Sadece ateş kalacak. Ve ateş, doymuş bir halde, kendi küllerinin içinde dans ederek, kendi kendini bile yemeye başlayacak. Sonra… hiçbir şey. Sadece o uzaktan duyulan pis kahkaha. O kahkaha da yanacak. Ve sonunda… ateş bile yanıp yok olacak.
Anglo­laştırma yolunda dış kaynakların 1970’lerde başlattığı masum görünüşlü, sessiz fakat son derece etkili bir yöntem de “T-shirt” dedikleri mintan seferberliğidir. Gençlerin üzerindeki üstleri İngilizce yazılı çoğu da açık-saçık anlamlı (hatta Amerikan bayraklı!) bu gömlekler önemli birer beyin yıkama aracıdırlar. Şimdi bu silahı tersine çevirmeliyiz. Esnaf, küçük imalatçı kuruluşlar bu konuda toplantılar yapmalı, önce bu yazı ve resimlerin kimlerce sokuşturulduğu saptanmalıdır. İngilizce bile bilmeyen bazı imalatçı ve esnafa bu yazıları kim veriyor? Dış ülkelerde aynılara rastlamıyorum. Şimdi yetenekli çizimcilerimize esnaf güzel Türkçe yazılı resimler çizdirsinler, bunlarda başarıyla, millî kültüre, Türk okul ve evrenkentlerine (üniversite) özendirecek sunuşlar olsun. Para kazanılırken millî bilince, dile zararı değil, faydası dokunsun.