seni itiraf etmeliyim hey Şule, ey ruhunu, özür dile!
ben senin adet kanamalanndaki son alyuvar
sen senin şehrinde boşaltılan ilk bulvar, yıkılan ilk duvar katledilen son sonat,
üstüne kusmuklu postalla basdan ilk
zemin
dur Şule!
çamurlu sevgimi kanlı kireçle boyadığın
savaşçı yanaklarına sürmeliyim..
telefon rehberi gibi ayrılıklar bildim ben
alfabetik sırayla yaşanmış çok sır gizledim,
sırla oksitledim bedenimi adeta
sen duymadın, dokunmadın:
vurdular arkadaşlarımı,
stereo düştü şehre kış.
iște şule, ben bir beykoz vapuruyum
ben bir kamu iktisadi teşkilatıyım
ve ben mayıs günleri arasına yerleştirilmiş tanıdık mayınlardanım.
Günlerden de yalnız başına içki içip küfrettiğim garip ama muhteşem uluslararası bir pazar!
henüz dinlenmemiş kasetlerimiz, henüz gidilmemiş tiyatrolar, sinemalar, cafeler ve henüz okunmamış kitaplarımız henüz yazılmamış şiirlerimiz
henüz döllenmemiş bebeklerimiz var bizim.,
ikimizin bir ordusu var hayretlere, hayaletlere karşı.