İki kadın, iki yaralı yürek, bir yanda büyük, güçlü, köklü bir ailenin oğlu ile diğer yanda adeta şehrin banliyölerinde yaşayan bir kızın aşkı ile başlayan ve gizli kalmış sırların çok uzun zaman sonra yine çocuğunu henüz doğmadan kaybeden bir gazeteci tarafından açığa çıkarılması, olayı bizzat yaşayan kişilerin sanki filmin sonunu görmek için hayatta kalmaları ve geçmişle yüzleşip huzura kavuşmalarını anlatan sürükleyici ve elinize aldığınızda bırakamayacağınız bir kitap. Güçlü ve köklü bir ailenin bir yanda olayı gizlemeye çalışan hırslı ihtiraslı, kibirli ve yeri geldiğinde alt tabaka gördükleri insanların hayatını hiçe saymak ve harcamakta tereddüt etmedikleri üyeleri ile bir yandan da geçmişle yüzleşmek isteyen değişik yüzleri ile adeta insanın içindeki meleği ve şeytanı resmetmesi, bunun yanında aynı seviye insanların sadece gördükleri ile yetinerek karşısındakini yargıladığı ve hakkında kanıya vardığı herkesin kendinden bi şeyler bulduğu, ustaca kurgulanmış ve duyguyu direkt olarak okuyucuya geçiren yazar mükemmel bir iş başarmış. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitap diyebilmekle birlikte etkisi uzun süre geçmeyeceğe benziyor. Hayata farklı bir pencereden bakılabilmesi, insanın anlaşılabilmesi ve herkesin bakış açısını yeniden değerlendirmeye alacağı, vicdan muhasebesi yapacağı ve nerede melek, nerede şeytan olduğumuzu sorgulataması açısından mutlaka okunması gerekiyor.