Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Emre Elhan

Emre Elhan
@Emre3466
Doğdum, yaşıyorum, henüz ölmedim...
Ücreti komik, emeği kutsal, değeri maalesef ayaklar altında, icrâsı çok zevkli ve vazgeçilmezim olan bir meslek...
Ümmî değilim, âlim hiç değilim...
Âraf desem değil, cennet safdillik olur, cehennem evlerden ırak...
Yaşadığım yerle aynı..., 8 Ekim 1983
90 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kısmen katılıyorum, hepsine değil...
Ne yaparsak yapalım, bilginin tamamına ulaşamayız. Hâliyle, bilginin tamamını temsil eden Kûr'ân, anlaşılmak için değildir. Kur'an, bilmecburiye işitmek ve bilmecburiye itaat edilmek içindir.
Reklam
Evet ama hepsi de mi şarlatanlık?
Devam edebilirse ancak efkar-ı umumiyeye hayat hakkı tanınmamak suretiyle devam edebilen modernliğe, postmoderlik deniyor. Şarlatanca, şarlatanlıkla devam eden modernlik, postmodernlik adı altında anasını boyayıp babasını satıyor.
Yazara soruyorum: Esneklik, niçin oportünistlik olsun ki?
(...)İki yüzünden de giyilebilir bir ceketten korkmak, onlara gülünç geliyor. (...)

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
Millet ruhundan mı uzaksın, yoksa câhil yığınlara mı mesafelisin?
Beni ben yapanla, bizi biz yapanın aynı şey olduğu hususundaki endişemin doldurduğu küp sıkışık, tıka basa. Şahıslar ve şahsiyetler arasındaki mesafe, her gün daha korkulu bir şekil alıyor.
İcât meselesine, rahmetli Ataç ne derdi acaba? :)
Lisanı ıslah etmekte insanların dahli yok değil, vardır. Lakin lisanın tabii olan husûsâtında değil, şimdilik kabul olunmuş olan ıstılâhâtında dahli vardır; o kadar. Yoksa, bir kelimeyi hiç yoktan icat etmek yahut milyonlarla kişinin ağzına düşmüş bir kelimeyi def' ü tard etmek, kimsenin harcı ve belki de haddi değildir.
Reklam
(...) Her üçü de bir dilin, başka dillerden kelime alabileceğini kabul etmekte ancak karşılığı bulundukça, Türkçe kelimelerin kullanılmasını ileri sürmektedirler. Onlar, tasfiyeciler gibi, bütün yabancı kelimelerden kurtulmuş öz bir Türkçe değil, Arap ve Fars kurallarından sıyrılarak kendi özellikleri içinde gelişme yolunu tutmuş, temiz ve yalın bir Türkçe düşüncesindedirler.
Edebiyat-ı Cedide devrinde, Arap ve Fars dillerinin etkisinden olabildiği kadar kurtulmuş yalın bir Türkçe amacını güden başlıca üç kişi görülür: Ahmet Mithat, Şemsettin Sami, Necip Âsım. Bunlardan ilk ikisinin bu konudaki çalışmaları, Tanzimat devrinden başlar.
Bence de..
Her lisan için sadelik bir meziyyet tir, bir meziyyet-i makbule sir. Fakat sadelikten maksat, lisanları teşkil eden kelimâtın avam ağzında yıpranmış olanlarını vâsıta-i ifade etmek değildir.
Bir önceki alıntıya dâir...
Türkçe'de, sözcükler arasındaki ilişkiler eklerle kurulur, iki sözcük arasındaki ilişki ekle belirlenmişse araya başka sözcükler girebilir; ama ilişki eksiz kurulmuşsa, araya başka sözcük giremez.
Güzel bir tespit...
"Bayındırlık eski bakanlarından..." (...) TRT başlatmıştı bu söyleyişi... (...) Efendim, eğer "eski bayındırlık bakanı" denirse, "eski bayındırlık" diye bir tip bayındırlık olduğu anlaşılırmışo; bu yüzden, "bayındırlık eski bakanı" demeliymişiz... (...) Füsun Akatlı'nın, bu konuya değinen bir yazısını anımsıyorum... (...) "Yoğurtlu patlıcan kızartması" yerine, "patlıcan yoğurtlu kızartması" mı diyeceğiz?
Reklam
Katılmıyorum, aşkın sıcaklığı sadâkat yakıtıyladır.. :)
Aşkı sıcak tutmak için, Lykurgos, Ispartalı kocalara kaçamak aşk yapmalarını buyurdu.
Kolay doyum bulanın bize pek zevk vermediğini, az ve güç olan kadar başka hiçbir şeyin bizi bilemediğini doğada da görebiliriz.
Şan ve ün kazanmak için yaptıklarımızı bilincimizi geliştirmek için yaparsak, o zaman üne daha kısa yoldan varmış oluruz. Bana kalırsa, İskender'in sahnedeyken gerçekleştirdiği erdem, Sokrates'in sâde ve gölgede oynadığı role göre daha zayıftı.
İnsan, tıpkı bir paket gibi sarılıp sarmalandığı zaman, onu niçin yargılamalı? O bize, kendine (kendi özüne) ait olmayan bölümlerini gösteriyor, gerçekten kendi değerini gösteren kısımlarıysa bizden gizliyor. Bizim aradığımız kılıcın değeri, yoksa kının değil.
Ben, insanda, değişmezlikten daha zor şey olmadığına inandığım gibi; değişkenlikten daha kolay bir şey olmadığına da inanıyorum. Kişiyi ayrıntılarıyla, parça parça yargıladığımız zaman, gerçeklerle karşılaşırız.
163 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.