Mükemmel bir toplumu arzu edebilmek için öncelikle ne anlama geldiğini bilmek zorundayız. Tarihsel bazda baktığımızda toplum aynı toprak parçası üzerinde birlikte yaşamlarını sürdürüp iş birliği içinde yaşayan insanların tümüdür. Tarih boyunca insanlığı bir arada tutmak hep zor olmuştur. İnsanların içinden sıyrılıp liderliğe soyunanlar, farklı düşünceler ve çeşitli yaşamlar... insan her yönden farklı olduğu için onu yönetmekte kolay olmayacaktı. Bu yüzdendir ki farklı farklı yönetim modelleri oluşturuldu ve denendi. Devletlerin yönetim organı olan hükümetler insanlığı kimi zaman bir arada tutmaya çalışırken kimi zaman kaosa sürüklemiştir. Bu hükümetler her dönemde kendi yönetim sürelerince mükemmel toplumu hedefleyip kendilerinin en ideal hükümet olduklarını düşünmüşlerdir. Kimi hükümetler toplum fetlerini daha küçük yaşlarda toplumsal kurallar ve ahlakla yetiştirirken kimi hükümetler yasalarla ve kurallarla toplumu hedeflediği mükemmellik yoluna koymaya çalıştı. Toplumun iyi olmasını topluma baskı, yasa ve kurallarla değil ;ahlaklı, benimseyici ve sorumluluk sahibi insanlar olmasını sağlayarak mükemmel olmasını sağlayabiliriz. Bu hususta hükümetlerin doğru ve liyakatli yönetim modelleri oluşturması ve ailelerin ilk eğitime küçük devletçikler olan evlerimizde başlaması lazımdır. Toplum fertlerinin zaman zaman hataları olacaktır. Bu hataları ağır cezalar yerine ıslah edici uygulamalarla hafifletmeli , toplumun fertlerini kazanmalıyız. En başta da hedeflediğimiz ideamıza yani mükemmel topluma ulaşmak için eğitimciler olarak bizlerin toplum fertlerini daha küçük yaşlardayken hayata hazırlamaya, toplum karakterinin oluşmasına ve korunmasına gereken ehemmiyeti gösterip geleceğe görünmez en büyük yatırımı yapmalıyız. Bizler topluma yol göstererek insanların kaybolmasını