Emre Ermurat

Emre Ermurat
@EmreErmurat
Ortalama 7 değil, 5'tir!
8/10
·147 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 02:11
Bu bir biyografi kitabı ve öyle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sanki dedenizin size anlattığı eski bir anı gibi; samimi ve sade. Ancak içinde acı gerçekleri anlatıyor: bizi her fırsatta geriye çeken o karanlığı, köy ağalarını, halkı yönetmek için uydurulmuş masalları, sinmiş insanları, cahilliğe yapılan övgüleri... Biraz okumuş, sorgulayan insanlardan bile nasıl korktuklarını; sadece eşeğiyle kitap taşıyan bir memurun bile düzene ne kadar büyük bir tehdit sayıldığını okuyorsunuz. Ve tüm bunların arasında, çocukluğundan beri kitaplara âşık bir adamın, Mustafa Güzelgöz’ün mücadelesi var. Eşeğiyle köy köy dolaşıyor, insanlar okusun diye kendini paralıyor. Ve sonra tabii ki suçlanıyor; tıpkı Vecihi Hürkuş gibi, tıpkı Nuri Demirağ gibi, tıpkı Devrim arabaları gibi... Ayrıca Beyaz Zambaklar Ülkesi’ni okuduysanız, bu kitap size tanıdık gelecektir.
1000Kitap
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,2bin okunma
Reklam
4/10
·106 syf.··
2025 49. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 02:17
Bazı kitaplar vardır; okumak ve anlamak için doğru zamanda olmanız gerekir. Bu metin de onlardan birisi. İlk denememde uygun zihinsel durumda olmadığımı düşündüm. Tekrar şans vermek için fırsat kolluyordum. Ve o gün geldi... Herzog, çok sevdiği film eleştirmeni ve idolü Lotte H. Eisner’in ölüm döşeğinde olduğunu öğrenir. Çılgınca bir karar alır: Münih'ten Paris'e kadar arkadaşının yanına yürürse, onun ölmeyeceği inancına sarılır. Yola çıkar; berbat bir hava onu takip eder. Karın, yağmurun, çamurun, yalnızlığın içinde ilerler. Gördüğü manzaraları, karşılaştığı insanları, yaşadığı ufak sorunları ve aklından geçen düşünce parçalarını günlüğüne yazar. Ancak bu bir seyahat günlüğü değil. Bu metin; yer yer halüsinatif, çoğu zaman içe kapanık, bazen hiçbir yere varmayan ama hep bir şey hissedilen cümlelerle örülmüş bir zihin akışı. Yazım dili sade ama anlam dünyası karmaşık. Betimlemeler güçlü; bazı cümleler zihninizde adeta bir fotoğraf gibi beliriyor. Ama bu fotoğrafların çekildiği yer, sizin zihniniz değil. Herzog’un kişisel anıları, takıntıları, hayal kırıklıkları ve tutkuları arasında yürüyorsunuz. Onunla aynı hatıraları paylaşmadığınız için, her cümleyi anlamak mümkün değil. Bu yüzden yorumlaması ve puan vermesi zor bir kitap. Kitabı sevebilirsiniz, hayran kalabilirsiniz. Ama sıkılmanız, anlam verememeniz ya da tümüyle bağlantı kuramamanız da çok olası. Başımı alıp uzaklara yürüyesim olduğu şu günlerde bile bu metin beni içine çekemediyse… demek ki bu kitap bana göre değildir.
1000Kitap
Buzda YürüyüşWerner Herzog · Jaguar Kitap · 2016505 okunma
London beni şaşırtmaya devam ediyor…
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 22:53
Jack London’un kalemi gerçekten çok güçlü. Kitabın ilk sayfalarından itibaren kendimi kaptırdım; soluksuz 100 sayfa okudum diyebilirim. Sonrasında metin biraz yavaşladı ama genel olarak oldukça akıcıydı. London’un sosyalist bir bakışı olduğunu biliyoruz; genelde kitaplarında bunu rahatlıkla hissedebilirsiniz. Bu kitabındaysa doğrudan kapitalizm eleştirisi var. Görüşe katılırsınız, katılmazsınız, bu ayrı bir konu — ancak durup bu fikirleri gerçekten düşünmeniz gerekiyor ve yazar tam olarak bunu istiyor. Ben kendimi sosyalist olarak tanımlamam ama çoğu yerde gerçekten “Bu düzen neden böyle?” diye düşündüm. Ernest’in fikirleri ve diğer insanlarla olan tartışmaları kitabın en keyifli bölümleriydi. Kitabın sonlarına doğru bu durum biraz değişiyor; yazar artık tartışmalardan çok olayları anlatmaya başlıyor. Sanırım o tartışmaların gücünden olsa gerek, bu kısımlardan aynı keyfi alamadım. Beğendim, kesinlikle kötü değillerdi ama bende o etkiyi yaratmadı. Kitabın sonuyla ilgili bir şey söylemek istemiyorum — spoiler sevmem — ama okurun olaya dahil olmasını sağlamak için iyi bir yoldu. Etkileyici bir sondu. Son olarak, dipnotların kurguya bu kadar doğal bir şekilde dahil edildiği bir metin daha önce okumamıştım. Belki bu benim eksikliğimdir, bilmiyorum; ama beni çok etkiledi. Böyle derinlemesine kurgulanmış olması gerçekten hayranlık uyandırıcıydı. London beni şaşırtmaya devam ediyor…
1000Kitap
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,3bin okunma
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 02:33
Günün birinde – ki o gelecek çok uzak değil – savaş alanında her şeyden bağımsız düşünen bir yapay zekâ, insanın düşünme hızının binlerce katına çıkacak. O gün hepimiz aynı silahlara sahip olmak isteyeceğiz. Çünkü kendimizi savunmak için elimizde başka seçenek kalmayacak... İşin özeti tamamen bu. Bir gün hepimiz bu güce yenik düşeceğiz. Çünkü başka çaremiz yok. Robotların robotları vurmasına alışacağız. Peki ya robotların hedef olarak insanları seçmesine? Bu kararı askeri düzeyde ya da insani olarak nasıl vereceğiz? Scharre bu ve bunun gibi birçok soruya cevap aramış. Anlaşılır bir dille yazmaya çalışmış. Konuya hâkim değilseniz birçok şey öğreneceğinize eminim. Sadece otonom sistemlerle kalmamış; genel bir bakış içinde tüm gelişime değinmiş. İşin ahlaki kısmını unutmamış, sahadaki askerlerin yaşadığı paradokslara ve sorunlara da yer vermiş. Üstelik bunu sade bir dille yapmış. Tabii ki terimsel bir ağırlığı var ama altından kalkılmayacak bir şey değil. Sadece bazı yerlerde kendini tekrar etmiş. Benzer kitaplar okumadım, o yüzden türünde yazılmış en iyisi diyemem. Ama yukarıya oynadığı kesin.
1000Kitap
İnsansız OrdularPaul Scharre · Kronik Kitap · 202065 okunma
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2025 18:59
Kitabı ikinci kez okuyorum ve bu sefer çok daha pozitif bir noktadayım. Hatta bir kez daha okusam, muhtemelen daha da çok beğeneceğim. Öncelikle, kolay bir metin değil. Kitapta bolca yarım bırakılmış, okuyucunun tamamlamasını bekleyen cümleler var. Anlamı güçlendirmek için ara cümlecikler kullanılmış ve yer yer şiirsel bir anlatım tercih edilmiş. Bu yüzden çevirilerin kalitesinden tam anlamıyla emin olamıyorum. Okurken biraz zorlanıyorsunuz; çünkü her paragrafı düşünerek okumanız gerekiyor. Bu çeviriden kaynaklı mı emin değilim. Aksi halde 50 sayfa sonra "bu ne diyordu?" diye kendinizi sorgularken bulabilirsiniz. Özellikle ana karakterin matematiğe saplantılı bir şekilde bağlı olması ve düşünce biçiminin değişikliği okumayı daha zor bir hale getiriyor. Anlatıcı, dünyayı öyle mekanik bir yer gibi sunuyor ki, metnin içine girebilmek için çaba göstermeniz gerekiyor. Sonuç olarak; Biz, birçok distopya eserine öncülük etmiş bir roman. 1920 yılında yazılmış ve 1980'lere kadar Sovyetler'de yasaklı kalmış. Distopya edebiyatına başlamak için ideal bir ilk adım olmayabilir; dili ve anlatım biçimi biraz yorucu gelebilir. Ancak bir noktadan sonra, kesinlikle okunması ve sindirilmesi gereken kitaplardan biri. Tabii ki Distopya seviyorsanız.
1000Kitap
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202211,9bin okunma
Reklam