Bugün hava kapalı, öğleyin yağmur başladı. Aksi istikametten gelen büyük bir İngiliz asker nakliye gemisi rotasını değiştirip üstümüze yöneldi. Yanımızda durunca, kaptan megafonla, bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu. Ben de '' Deniz Kızı'' dedim. Ah nerede O der gibi ellerini havaya kaldırdı. Birbirimizi bayrakla selamladık,koca pervanesi tekrar suları karıştırdı.
Zaten, ufak bir yelkenli tekne ile yapılan Dünya seyahati, bütün tedbir ve bilgiye rağmen, bir kader, kısmet işidir... Öyle tehlikeli yerlerden geçiliyor ki, daima terazinin iki kefesinde, '' Selamet'' ve ''Felaket'' aynı ağırlıktadır. Allah'ın koruyucu ellerinin gölgesi bir an Selamet kefesi üzerinden çekilse, bu tatlı hayat da o anda son bulur...
Ne büyük zevktir, ta güneş, yıldız gibi milyonlarca kilometre uzaktaki cisimlerden faydalanarak, bir küçük adayı '' Artık şu istikamette gözükmesi lazım'' dediğin anda hakikaten karşında görmek...