Onu aklımdan çıkaramıyordum. Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam Kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönmek isteğini bile söndüren bir şey.
Şimdi ile geçmiş arasındaki fark, şimdinin bilincinin, geçmişin kendine dair farkındalığının gösteremediği biçimde ve ölçüde bir geçmiş farkındalığı olmasıdır.
“Hani bakara suresinin sonunda şu anlama gelir ayetler vardır ya, ben onları resmetmek isterim en çok: Ya Rabbi, bizi unuttuklarımızdan ve hatalarımızdan dolayı sorguya çekme. Allah’ım, bize öncekiler gibi kaldıramayacağımız yükü yükleme. Bizi, suçlarımızı,günahlarımızı af ve mağfiret eyle! Bize merhamet buyur, Yaa Rabbi