Kur’an, insanı hep düşünmeye çağırır. “Hiç bakmaz mısınız?”, “İbret almaz mısınız?”, “Aklınızı kullanmaz mısınız?” gibi sorularla insanın kafasını çalıştırması istenir. Yani Kur’an, “inan ama neden inandığını bilerek inan” der.
Düşünen, sorgulayan ve anlayarak inanan bir kulun “işittik ve itaat ettik” demesi, hakiki teslimiyetin göstergesidir. Bu bağlamda Kur’an, hem aklı onurlandırır hem de kalbi inşa eder.
Kur’an-ı Kerim’in sunduğu iman modeli; önce akletmeyi, sonra iman etmeyi ve nihayetinde itaat etmeyi öngörür. Bu üç aşama, birbiriyle çatışan değil; aksine birbiriyle uyumlu olan adımlardır. Akıl; iman yolculuğunun pusulası, kalp ise bu yolculuğun nihai menziline ulaşan kaptan gibidir.
Kur’an, insanı evrene, toplumsal olaylara, tarihe ve kendi nefsine bakarak düşünmeye davet eder. “Görmez misiniz?”, “İbret almaz mısınız?”, “Aklınızı kullanmaz mısınız?” gibi ayetlerle aklın aktif olarak devrede olması istenir.
Bugün dünyada siyonist terör devleti İsrail'e en somut ve net cevapları veren ülke şüphesiz Yemen'dir. Kısıtlı imkânlarına rağmen tavır gösteren Yemen’in ortaya koyduğu duruş, birçok ülkeye ibret olacak niteliktedir. Yemen, bir söz devleti değil; bir duruş devletidir.