Emrullah

Emrullah
@Emrullah_vefa
5 Kasım 1996
1 okur puanı
Şubat 2026 tarihinde katıldı
İmkânsız dedikleri şey bazen sadece geç kalmış bir umuttur. Bazı imkânsızlıklar bile umudu tamamen susturamıyor. Duygularda imkansızlık yoktur. Bazı duyguların vazgeçmeye niyeti yoktur.
Reklam
Efsun artik beni sevmiyordu, ki zaten ismi de Efsun degildi. Sevmediğini anlamam için çabalamadı fakat sevdiğini sanmam için uğraşmıştı. Bana "Doğru insan." demişti, öptüm. duyduklarımın zehrini böyle engelleyebilirdim ya da zehrine çoktan kapılmıştım, bilmiyorum.. Efsun'un elleri küçüktü. Ellerinin üstünde ellerimi gezdirerek sohbet etmeyi hobi edinmiştim. Fakat artık el ele tutuşmamız bile onun için bir fobiymiş gibi tepki verdi. İşin aslını saklamak, Efsun'un ismini saklamaktan daha zor. Onu her özlediğimde, onunla yol yürümüş olmanın tekrarı olmayacak bir anı olarak kalacağı gerçeği sırtıma biniyor. Oysa Efsun ile konuşmuştuk, o bana yük değil, yoldaş olacaktı. Oysa Efsun ile gülüşmüştük; onun bir çocukluk anısındaydık. Kendinde iyi tanıdığı yanlarını benimle o kadar heyecanlı tanıştırıyordu ki, o heyecanın üstünü öpüşmemiz ve uyumlanarak devam ettirmemiz ardına zor tamamlamıştı. Artık Efsun yoktu. Gerçi zaten ismi Efsun da değildi fakat hissettirdiklerinden yola çıkarsam; fena halde Efsundu..
Artık ikimiz de birbirimizin hafızasında kalan birer anıyız. Efsunum… Bir zamanlar bana “hayatım” diye seslenen sen, şimdi hayatımın sadece bir hatırası olarak duruyorsun içimde. Ayrılığın o soğukluğu hatıralara da bulaşıyor; seni düşündüğüm her an içim bir anda buz kesiyor. Sana ilk hediye ettiğim kitap hâlâ kitaplığında duruyor mu acaba? Yoksa bir anlık öfkenin etkisiyle kaldırıp bir köşeye mi attın? Biliyorsun değil mi sevgilim; bir gün bir yerde ismi ya da kendisi karşına çıkacak ve o an hislerin bir anda donup kalacak. Bir öğle vakti… Üzerinde o tartışma geceliği varken bir dizi karakteri üzerine konuşuyorduk. “Kızı yargılamadan önce çocukluğunu anlamamız gerek…” demiştin. O an fark etmiştim; sen ne söylesen haklıydın. Belki de bunu mümkün kılan şey o tuhaf tartışma geceliğiydi. Ama şimdi her şey bir hatıra efsunum. Artık ikimiz de haklı değiliz sevgilim.
Bana bıraktığın o gülüş, sanki bugünlerde yanımda dolaşıyor Efsun; ama eskisi gibi değil, biraz kırgın, biraz dalgın bakıyor. Bir keresinde, yoldan geçen uzun bir anını anlatıyordun. Tam o sırada sözünü kesip “Sıkılmadın değil mi?” diye sormuştun. Oysa ben, sana öyle dalmıştım ki; mola veren otobüsün neden durduğunu anlamayan bir yolcu gibi, bir an gecikmeyle kendime gelmiştim. Sonra da gülümseyerek, “Sen sustuğun zaman asıl o zaman sıkılıyorum.” demiştim. Şimdi günlerdir sensizliğin bıraktığı o boşlukta dolaşıyorum Efsun. Yol bitmiş gibi, ama vardığım yerlerin hiçbirinde içim ferahlamıyor. Bazen karşıma çıkan küçük şeyler, unuttuğumu sandığım anıları yeniden çağırıyor. Onlara “Ben sizi çoktan geride bıraktım.” diyemiyorum; “Neden şimdi geldiniz?” diyecek gücü de bulamıyorum. Yanlış bir söz söylemekten çekinir gibi, çoğu zaman susmayı seçiyorum. Yarım kalmış duygular da zamanla tamamlanır derler ya; belki gerçekten tamamlanıyor. Ama insan anlıyor ki bazı eksikler tamamlanınca iyileşmiyor, sadece alışılmış bir sessizliğe dönüşüyor. Ve o sessizliğin içinde senin yokluğun, her şeyden daha çok yer kaplıyor Efsunum.